'KPSS'de 50 puan bile alamayan birisini istisnai kadrodan alıyorlar'

'KPSS'de 50 puan bile alamayan birisini istisnai kadrodan alıyorlar' 'KPSS'de 50 puan bile alamayan birisini istisnai kadrodan alıyorlar' Bülent Arınç: Ehliyet ve liyakat konusunda çok büyük sıkıntılar konuşuluyor. Ben de şahidiyim. Bu istisnai kadrolar fazlasıyla çalıştırılıyor. Hatta turnike sistemine geçildi. Sizi alıp başka kadroya veriyor, sizin yerinize başka birini alıyor, onu başka kadroya veriyor. KPSS'den 90 almış insan böyle bir şeye girmiyor ama KPSS'de 50 puanı bile olmayan birisini istisnai kadrodan alıyor.

'KPSS'de 50 puan bile alamayan birisini istisnai kadrodan alıyorlar'
Admin
Admin
29 Kasım 2021 Pazartesi 14:18

AK Parti'nin 4 ana kucusundan birisi olarak bilinen eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, son dönemde kendisine yönelik eleytirilerin ardından açık açık tehdit etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için "Kardeş diyebildiğim insan bana sahip çıkmazsa gücenirim. Bunun helallik olarak bana dönmesini isterim" diyen Arınç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde sorunlar olduğunu söyledi, Yargıda çok büyük sıkıntıların olduğunu dile getiren Arınç, cemaatlerin de denetlenmesi gerektiğini belirtti.

BBC'ye konuşan Arınç

Erdoğan'a muhalefet etmeme gibi bir içtihadım var ma...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a muhalefet etmemek gibi bir 'içtihatta bulunduğunu' da belirten Arınç, "Beni fazla zorlamasınlar. Çünkü içtihatlar zaman zaman değişebilir" dedi. Danışmanlarının FETÖ'cü çıktığına dair bir soruya Arınç, şöyle konuştu:

2016'nın başına kadar FETÖ diye bir şey yoktu!

"Ben son dönemde Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı'ydım, Milli Güvenlik Kurulu'yla (MGK) hükümet arasındaki ilişkilerden sorumluydum. 2016'nın başına kadar defalarca MGK toplantılarına girdim. Hiçbirisinde 'FETÖ terör örgütü' ismiyle bir tehlikeden bahsedilmedi. MGK'nın gündemine girmeyen bir konuyu sokaktaki vatandaşın bilmesi nasıl mümkün olacak" şeklinde yanıt verdi.

Devlet Bahçeli bizim dışımızda bir insan, onunla hesaplaşırız

Kasım 2020'de Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'nın uzun tutukluluk sürelerini eleştirmesinin ardından MHP lideri Devlet Bahçeli'nin sert eleştirilerine hedef olan ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu'ndan istifa eden Arınç, "Bahçeli geçmişten beri bizim dışımızda bir insan. O ne söylerse onunla başka türlü hesaplaşırız zamanı, zemini geldiğinde" dedi. Arınç'la yapılan röportajın bir bölümü şöyle:

- Daha önce "2001'de partimizin başında Sayın Erdoğan olmasaydı kazanamazdık ama o da biz olmasaydık bu kadar güçlü olmazdı, eksik kalırdı" demiştiniz.

- Çok doğru.

Cumhurbaşkanı ailesinden başlayarak şu anki çevresini kendi oluşturdu

- Bugün Sayın Erdoğan'ın eksik kaldığını düşünüyor musunuz?

- O kendi tercihidir. Çevresini o tercih ediyor, birlikte çalıştığı insanlara o karar veriyor. O insanların iyi, başarılı veya kalitesiz olup olmadıklarını ona sormak lazım. Ben onlar hakkında herhangi bir menfi, olumsuz beyanda bulunamam, saygısızlık olur. Ama bunu dert edinen insanlar için söylüyorum, kimse zorla birilerini Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına getirmedi. Ailesinden başlayarak suya atılan taşın dalga dalga yayılması gibi, bu çevrenin tamamı Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat kendi arzusuyla olmuştur.

- 2002'de Sayın Erdoğan siyasi yasaklıydı. Bize "Siz iktidara gelseniz başbakanınız kim olacak?" diye soruyorlardı. O zaman dedim ki "Bizim gücümüz buradan geliyor, ben size 10 tane başbakan adayı ismi sayacağım. Abdullah Gül, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener." 10 isim saydım.

- Eşitler arasında birinci Tayyip Bey olmalıydı çünkü çok muhteşem bir belediye başkanlığı yaptı. Cezaevinden çıkınca halk kahramanı haline geldi. Ama o olmadan biz seçime girdik. Demek ki o olmasa bile AK Parti muhteşem bir parti olarak geliyordu.

İlk defa açıklıyorum: 2016'nın başına kadar resmi belgelerde FETÖ yok

- Sizin danışmanlarınızın Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduklarına dair haberler çıktı. Bu özel bir tercih miydi?

- Türkiye'de bu olayı şöyle yorumlamak lazım. Gülen'in çok tasvip edenleri, çok hayranları olmuştur. Ama hiçbirimiz onların bir gün bir darbe girişimine katılabileceğini bilmiyorduk. Belki ilk kez sizde söylemiş olacağım. Ben son dönemde Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı'ydım, Milli Güvenlik Kurulu'yla (MGK) hükümet arasındaki ilişkilerden sorumluydum. 2016'nın başına kadar defalarca MGK toplantılarına girdim. Hiçbirisinde 'FETÖ terör örgütü' ismiyle bir tehlikeden bahsedilmedi. MGK'nın gündemine girmeyen bir konuyu sokaktaki vatandaşın bilmesi nasıl mümkün olacak? Benim danışmanlarımın da birkaç tanesi yargılandı, bir tanesi mahkumiyet yedi.

- Örgütün ne boyutta olduğunu bilmiyordunuz ama bu danışmanınızın örgütle iltisaklı olduğunu biliyor muydunuz?

Hiçbir şekilde bilmiyordum. Eğer birileri memnun olacaksa yemin edeyim, vallahi de billahi de tallahi de böyle bir örgütle ilişki içinde olduklarına dair bir emare görmedim.

- MGK gündemine gelmedi diyorsunuz ama Gülen yapılanmasına mensup bazı kişilerin TSK'ya girmiş olduklarını ve buna dair raporların yazıldığını ama bir adım atılmadığını biliyoruz. Sayın Davutoğlu da söyledi bunları, o dönem başbakandı. Siz farklı bir şekilde geldiğini mi söylüyorsunuz?

- Sizin bahsettiğiniz karar 2004'te irticayla mücadele adıyla alınmış bir karardı. O zaman Meclis Başkanı'ydım, meclis başkanları MGK'ya katılmaz. Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla bunları ihraç ediyorlardı. Suçlar da namaz kıldığı tespit edildi, eşinin başında örtü var, gümüş yüzük takıyor diye suçlardı. Biz bunlara 20 sene evvelinden beri karşıydık. YAŞ kararlarıyla ihraç edilmiş insanların 2010 referandumuyla iade-i itibarını sağladık.

17-25 Aralık'tan sonra bu yapıya isim vermek için toplandık

- Benim bahsettiğim 17-25 Aralık 2013 sonrası gelen raporlar.

O raporlarda hiçbir şey yok. Şu var sadece, madem iddiamı ortaya koydum... 17-25 Aralık'ın biraz öncesinden sonrasına kadar bu yapıya isim vermek için toplandık. Koyduğumuz isim Paralel Devlet Yapılanması'ydı. Arkadan 'legal görünümlü illegal yapılanma' ismini taktık, bunda da FETÖ ismi yok. Bir vakıf, dernek olarak, cemaat olarak kurulmuşlar ama bir illegal yapıya dönüşmüşler.


Cemaatler için denetim mekanizması getirilmeli

- Daha önce 'dindar insanların Gülen yapılanmasına hüsnüzan etmeleri normal' demiştiniz, 'karanlık yüzlerini göremedik onların' dediniz. Şimdi de benzer şeyler söylüyorsunuz. Fakat bugün de farklı İslami eğilimleri olan vakıflar, tarikatlar, cemaatler var ve bunların bazılarının devlet içinde bazı kurumlara girdiğine, hatta bazı bakanlıklarda güçlendiklerine dair haberler var. Bu böyle devam ederse yine aynı tehlikeyle karşı karşıya kalmaz mı Türkiye?


- Olabilir, kalabilir. Bu tehlike her zaman vardır. Çünkü cemaatler sosyolojik varlıklardır. Cemaatler dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Diyanet İşleri Başkanlığı olsun, hükümet olsun, bunların cemaat vasfını kaybedip kaybetmediklerine bir denetim mekanizması getirilmesi lazım. Başıboş bırakıldıkları zaman onlar da FETÖ örgütü gibi kadrolaşabilir, kendi insanlarını en yüksek noktalara getirebilir.

Ama cemaatler, tarikatlar eskiden de vardı. Rusya'da İslam'ın ayakta kalmasının, Balkanlarda Müslümanların sayıca hala güçlü olmasının temelinde bu yapılanmalar vardır.

Türkiye'de de böyledir, siyasetçiler bunu çok iyi bilirler. Bunları ziyaretlere giderler, bunların duasını alırlar. Bunlarla ilişki kurarlar, oy desteğine ihtiyaçları olduklarını düşünürler. Hiçbir siyasetçi bunun dışında değildir, açık söyleyeyim.

Kendilerini tarikat mensubu gibi gösteren soytarılar, sahtekarlar türedi

- Zamanında Gülen yapılanması için de benzer şeyler söylendi.


- Ama ne var ki son yıllarda kendilerini tarikat mensubu gibi gösteren soytarılar, sahtekarlar türedi. Başka cemaatler oluşumu çıktı, bunların denetlenmesi lazım. Sırtına bir cübbe geçiren adam neredeyse her gün televizyonlarda olmamalı. Ama ben gönülden Allah'a bağlı insanların ne kadar memleket sever olduklarını şahitleriyim, sayıları az bile olsa bu insanlara güvenmek lazım. Kötülerinin de denetlenmesi, ayıklanması lazım.

- Hangisinin kötü veya iyi olduğunun ayrımı nasıl yapılacak?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.