Kızılören'DE Bir sülalenin Portresi...

kayseri incesu Kızılören'DE Bir sülalenin Portresi... kayseri incesu lakaplar

Kızılören'DE Bir sülalenin Portresi...
24 Haziran 2020 Çarşamba 00:00

Bir sülalenin Portresi...
Kimin sülalesinden başlasak acaba????
Mesela
bizim köyün,geniş sülalelerinden biri Ali Hocagil...
Geniş derken, hem nüfus sayısı,hem gönlü geniş anlamında ifade edebiliriz.
Biz onlara kısaca,Alocaal deriz.
Benim bildiğim dört kardeşten oluşurlar,kız kardeşleri de vardır ama ben oraları fazla bilmem.
Topal Ahmet,Topal Mehmet,Topal Mustafa ve Aşiret.
Ne yalan söyleyeyim Aşiret emminin asıl adını unuttum.Zaten kimse kullanmazdı asıl adını.En
sağlamı Aşiret Emmiydi,diğer üçü adından da anlaşıldığı gibi,özürlüydü.
Köyde bu isimler hiç yadırganmazdı,herkes hoş karşılardı,Kör Mustafa,Topal Osman,Genç Osman,Goca Osman,Kel Murat,Kara Hacı,Polis Ali,herkesin bir lakabı vardı.

Topal Ahmet emminin köyde değirmeni vardı,şimdiki Kızılören Lokantası var ya tam oradaydı.
Ahmet emmi hem arıcılık yapar, hem de değirmen işletirdi.
Malum köyde değirmen sadece sonbahar aylarında çalışır,diğer zamanlar pek iş yapmazdı.
Ahmet emmi hayvancılık pek yapmazdı.Yaylada iki tane elmalık vardı,biri Mustafa
Türen'in,Yılbant'ın dibinde,biri de Ahmet emminin,yoncalığın yanıydı.Çocukların gözü
elmalarda kalırdı ,ama kimse elma dikmeyi akıl etmezdi,şaşırtıcı bir durum.
Alocalin tamamı arıcılık işleriyle meşgul olur ama, tabi ki aynı zamanda herkes gibi tarım ve
hayvancılığın yanında arıcılık ek bir iş gibi,ama usulünce profesyonel yaparlardı.
Topal Mehmet,Topal Mustafa ve Aşiret emmi epey bir sürü olarak,davar sahibiydi. Topal
olanlar eşek üzerinde koyun güderdi,yürümekte çok zorluk çekerler,uzun süre asla
yürüyemezlerdi. Aşiret emmi sağlamdı,o da normal şekilde koyun yayardı.Yaylaları bizim
yaylanın beşyüz metre yukarısında,Çağşağın alt tarafındadır.
En erken vefat eden,Aşiret emmi oldu,Allah rahmet eylesin.Aşiret emmi babamla iyi
arkadaştı,ben henüz 7-8 yaşlarındaydım az hatırlıyorum, kaşları kalın,esmer heybetli bir
adamdı.Bizim oralardan geçerken bize gelirdi,damda
otururlar çay içerler,tütün sararlardı.Topal Ahmet emminin çocukları,Adana'da iş hayatına
başlamış,neredeyse hepsi kuruyemiş işleriyle meşgul olmuştur.lakabına Ercan Ali dediğimiz Ali emmi arcılık işinin en ustasıydı diye tahmin ediyorum. Alocaal,Kışın arıları Adana'ya Mersin'e götürürlerdi. Yazları,arılarıyla birlikte yaylaya
gelirlerdi.İlerleyen yıllarda,Alocaalin büyük
çoğunluğu Adana yolcusu oldular,az bir kısmı İstanbul'a geldiler.
Ancak son yıllarda İstanbul'a gelenlerin sayısı epey arttı.

Bizim yaylalarda bambaşka bir hayat tarzı vardır.Tarlaların etrafını,keliyle (Tek katlı, yamuk
yumuk,sıradan taşlarla örülü duvar) genişçe çevirerek ,kendimize korunaklı otlak olarak
sahiplenmişizdir. Kimse kimsenin kelili otlağına giremez,girerse kavga çıkardı. Alocalin
davarlar,bizim yaylanın üst tarafından geçerken,genellikle keçilerin öncülüğünde bizim otlağa
girerlerdi,evden bağırır çağırır haber ederdik. Çoban gençlerden veya çocuklardansa, hemen
gelir çıkarırdı,ama eşekle koyun yayan emmiler olursa,çıkarana kadar epey zaman
geçer,koyunlar karnını doyururdu.
Bizim inekler de,özellikle Topal Mehmet emminin oğlu,Süleyman emminin,Beşguyu'nun
boğaza doğru olan yerde,tarlası vardı,fırsat buldukça oraya giderler,ekini otu mahvederlerdi.
O tarlayı özellikle tarif etsen adam bile bulamaz,öyle bir köşe sota yerde ki,ineklerin gittiğini
kimse göremez.Demek ki bizim inekler çok zekiymiş.????
Bizim at ve eşek de fırsat buldukça ,
Alocalin yaylaya çıkar giderdi,bir hayvan kaybolduğunda ilk işimiz ,Alocaale sormak olurdu.
Onların buzağılar da her gün bizim evin yanında olurdu,biz buzağıları,otlak küçük bir yere
bırakırdık,onlarsa 8-10 buzağıyı,topluca sereserbest bırakırlardı.Büyük hayvanlar evin yanına gelirse,kovalardık. ama,buzağılar güzel ve sevimli ??
olduğu için,hiç seslenmezdik,bazen kuyudan su çekip suladığımız bile olurdu.
Özellikle ilkbaharda,kaçak olarak korunaklı otlakları yaymak çok yaygındı. Alocaalin bizim
yoncalığı ve diğer yerleri yaydıkları çok olmuştur. O yüzden ilkbaharda,davar yaymaya
genellikle yaylaya gider,bekçilik yapardık.
Arada bu konularla ilgili ağız kavgaları olsa da,dargınlık küskünlük pek olmazdı.

Benim çocukluğumda,at ve eşek hariç, yaylada kullanılan taşıt yoktu,elektrik su da yoktu tabi
ki.Yaylaların otobanı bizim evin yanından geçerdi.Cuma günleri Alocaal başta olmak üzeri
bütün yaylacılar sabahtan öğleye kadar köye gider,ikindiden akşama kadar da yaylaya
geçerlerdi.Bizde at ve eşeğe,kürtünle binilirdi,üstüne heybe atılır yada yayladan köye
gidecek,ot,tezek,keven gibi yükler yüklenir gidilirdi.Atına eğer vuran sadece Mustafa Türen
dayi vardı,onun atları yarış atları gibi bakımlı ve güzel olurdu.O zamanlar yaylalar çok
kalabalıktı,hiç boş yayla olmazdı,her yurtta (Yurt kemer dediğimiz ilkel evlerden yapılı,yayla
yerleşkesi) en az üç-beş aile olurdu.
İlkbahar ve sonbahar aylarında,çocuklar okula gider gelirdi,yollarda itlerden çok
korkardık,itlerin bazıları çok yamandı,dağın başı kaçsan bir türlü kaçmasan bir türlü.
Alocalin çocuklar,bizim itten çok çekmişlerdir,????
gündüzleri genellikle bağlardık,ama gece
bırakırdık,sabah erken gidenlere havlardı,kimseyi ısırmadı ama korkuturdu.
Ben de en fazla,İsmaillinin Kör Mustafa'nın itlerden çok korkardım,yalnız olunca,dağdan
tepeden giderdim.Yanımızda köye giden büyükler olunca,yada atla eşekle giderken
korkmazdık.

Bizim yaylalarda,kuyulara kar dökme adeti yoktu.İlkbaharda kuyular,sel suları,kar sularıyla
kendiliğinden bir miktar dolardı,Haziran ve temmuz ayının 12 sinde,Erciyes ark suyu
gelir,kuyuları onunla doldururduk.Babam kuyu ustasıydı,bizim oralarda,Sarı Alinin,Teveklinin
Mehmet eniştenin ,İsmaillinin Hacı Hüseyin'in,Güdük Hasan'ın ve birkaç tane daha,kuyuları
babam yapmıştı. Ama bize kuyu yapmaya fırsat bulamadı,o zamanlar kuyu yapmak için
günlerce çukur kazmak gerekiyordu,malzemesi eşekle atla taşınırdı,zahmetli bir işti.
Sonbaharda su sıkıntısı başlardı,hayvan çok,nüfus çok,kuyularda sular sırayla biterdi.
Ama herkes birbirine su verirdi,su bu,nasıl vermem desin ki.Abalarımız varillerle, uzak
kuyulardan su taşırdı evlere.Bazen Erciyes'e su getirmeye gidilirdi.Güz zamanı su az
olduğundan ve, arklar stabil olmadığından ,suyun büyük bölümü gelene kadar kaybolurdu.
Suyun bol olduğu,Haziran-Temmuz günlerinde,hem kuyuları,patatesleri,yoncalıkları sulardık.
Köyde üç tane gölek vardı,ikisi gölün başı mevkiinde,biri de Karacören'deydi. Mezarın başındaki
kuyular ve bu göller Erciyes'ten suyla doldurulurdu.Belediye buralar dolmadan kimseye
sulama suyu vermezdi. Buralar dolduktan sonra, Belediye bu sulamalar için,para alırdı,ancak
o zaman parayı kim kaybetmiş ki biz bulalım.Ark tarlanın kuyunun yanından akıyor,suculardan
ve Kaslının Ali'den habersiz,arktan yarardık,bizim tarlaların ve kuyunun küçük su yolları vardı.
Çaldığımızı gören Zabıta Ali Mermer (Allah rahmet eylesin) ceza yazardı,ondan çok
korkardık,ama yine de herkes çalardı.
Bahsettiğim yaylalar,Kuzeyde Beşkuyu mevkii,Güneyde Armutluk mevkii,Batısı Murtazalin
Kavaklar,Doğusu,Erciyes olan bölgedir.Bu bölge,hayvancılık için,özellikle koyunlar için çok
uygun,otlak alanlara sahip.Bitki örtüsü,genelde keven,diken ve envayi çeşit,bozkır otlarıdır.
Özellikle Haziran ayında,manzarası ve bitki örtüsü çok güzeldir.Havası akşamları
soğuk,gündüzleri yakıcı sıcaktır,ama sadece çalışanı terletir.
Yaylalara, genellikle Mayısın ilk haftası göçmeye başlanırdı.ilk göçenler Alocaal olurdu,
Sonbaharda, genellikle Ekim ayında köye dönüş başlardı, Kasım ayında kar yağar,en son
göçenler yine Alocaal olurdu. Alocaalin davarı sığırı çok olurdu,o yüzden yaylada durulan
hergün,kışlık yemlerden tasarruf sağlardı.

Şu anda yaylanın nüfusu ,yazları biraz artsa da,çok azaldı.Yaylalara gidenlerin,büyük çoğunluğu
gezmek ve tatil yapmak için gidiyor.
Zaten yaylalar yayla olmaktan çok,şehir gibi oldu.Su elektrik,yol her şey var.
Böylesi,orada yaşayanlar için, daha rahat ve konforlu ama , şehirden gelen insanlar, doğada,
doğal yaşamak ister bence.

Bütün geçmişlerimize,Allah Rahmet eylesin.Sürçü lisan ettiysem affola...
Yanlışlarım bana aittir.Doğrularım ortak geçmişimizdir.
 


Kaynak: Kamu Saati Özel

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber