Eser ve Fikirleriyle Ziya Paşa

Eser ve Fikirleriyle Ziya Paşa köşe yazarımız Yılmaz Efe Çetinyürek yazdı Ziya Paşa Kimdir? - Ziya Paşa Hayatı ve Biyografisi

Eser ve Fikirleriyle Ziya Paşa
15 Ekim 2020 Perşembe 10:20

Eser ve Fikirleriyle Ziya Paşa
        
         Hiç şüphesizdir ki Tanzimatın ilanı diğer tüm konularda da olduğu gibi Edebiyatta da büyük bir değişimin habercisi olmuştur. Ziya Paşa'da Tanzimat edebiyatçıları arasında da en çok öne çıkan üç isimden biridir. Ziya Paşa'nın sanat ve edebiyata ilgisinin oluşumuna bakacak olursak; Ziya Paşa, daha 15 yaşına gelmeden lalası İsmail Ağa, Aşık Ömer ve Gevheri gibi şairlerin şiirlerini zaman zaman Ziya Paşa'ya okuması onun şiire olan hevesini doğurmuştur. Ziya Paşa, Sadaret Mektubî Kaleminde vazifesini ifa ederken Davut Fatin Efendi ile tanışmış ve ondan nazım, vezin ve kafiye bilgisini öğrenmiştir. Bu vesileyle Ziya Paşa'nın  halk şiirine ilgisi azalmaya başlamış, Divan şiirine daha çok ilgi duymuştur. Zaman geçtikçe Vehbî ve Vasıf gibi Divan şairlerini örnek almıştır

         Edebiyat çevrelerine girmeye başlayan Ziya Paşa; Emin Firdevsi, Hafız Müşfik, Halet Bey gibi bazı şairlerin müdavimi olmuş. Kılıçlar, Gümüşhalkalı ve Altınoluk gibi meyhanelerde devam etmiş. Bu meyhanelere zamanın zarif kişileri, şairleri, bilgili, kültürlü kişilerle toplanır şiir okur ve şiir konuşurlarmış. Bolca şiirin konuşulduğu meyhane ve kahvehane gibi mekanların dışında dönemin belli başlı şair ve entelektüel insanları Şair Lebib Efendi'nin konağına toplanır bilim ve edebiyat konuşurlardı. Ziya Paşa bu toplantılarda çok şey öğrenmiş ve kendini geliştirmiştir.

         Eserlerine gelecek olursak,  3 ana başlıkta inceleyebiliriz.
I.Şiir:
Eş'âr-ı Ziyâ: Ziya Paşa, ilk şiirlerini Divan şiiri anlayışına bağlı olarak vermiştir. Ölümünden sonra damadı Hamdi paşa tüm şiirlerini Eş'âr-ı Ziyâ adlı bir kitapta toplamış ve 1298/1880-1881'de yayınlamıştır.
Terci-i Bend: Divan şiiri tarzında olup tasavvufî tarzda bir eserdir. Onar beyitlik 12 bentten oluşmuştur. 1859'da yani 30 yaşında mabeynci iken yazdığı bu şiirde Ziya Paşa, felsefî ve metafizik konularına yer vermiştir. Yaratılış, kainatın dünyanın ve evrenin işleyişi konusunda sorgulayıcı bir yaklaşım içinde bulunarak geleneksel Türk şairlerinin aksine bu sorulara zamanın bilimsel verilerinden yararlanarak yanıt aramıştır. Bu yeniliğin işaretlerinden biri olmuştur zira, Divan şairi, hayatı ve olayları sorgulamazdı. Her şeyin Allah tarafından geldiğine inanır, sonucu bilmeyi kafi görürdü. Ziya paşa ise sorguluyor mevcut veriler ışığında cevap alamayınca herşeyi Allah'ın kudretine bağlıyordu.
Terkib-i Bend: Ziya Paşa, terci-i bendinde tabiat olayları üzerinde dururken 1870'de İsviçre'de yazdığı "Terkib-i Bend"inde dönemin sosyal konuları üzerinde durmuştur. Onar beyitten oluşan 12 bentten oluşmaktadır. Rakipleriyle mücadelelere girmiş, siyaset içinde yoğrulmuş Ziya Paşa, tecrübelerini basma dökmüş bazen ise hicivlerde bulunmuştur.
Zafername: Kaside, tahmis ve şerh kısımlarından oluşan eser 2.meşrutiyete kadar yasaklı olmuş ülkeye yabancı konsolosluklar aracılığı ile sokulmuştur. Eser  li Paşa ve ona yakın tüm memur ve bürokratlar hicvedilmiştir.

II.Nesir ve Tercüme eserleri: Ziya Paşa ilk nesir ürünlerinde Divan nasirleri gibi süslü bir dil kullanmış batı ile edebiyatı ve kültürü ile temas kurduktan sonra sade ve doğal bir üslup kullanmaya başlamıştır. Eserleri 9 başlıkta toplayabiliriz.
Rüya: Londra'da bir parkta yazılan nesir, Hürriyet gazetesinin 68 ve 69 numaralı iki sayısında yayınlanmıştır. Eser, Ziya Paşa'nın rüyasında kurgusal olarak padişah ile memleket sorunları hakkında sohbet etmiş her fırsatta rakibi  li Paşa'yı hicvetmiş memleketin her sorunundan onu sorumlu tutmuştur. Eser yalın sade bir üslupla kaleme alınmıştır. (Ayrıca bu eser Klasik Türk edebiyatında görülen "hâbnâme" türünde bir metindir. Gerçekten görülmüş bir rüyayı değil kurgusal bir rüyayı görmüş kabul edilen manzum veya mensur biçiminde yazılan bir türdür.)
Arz-ı Hâl: Sultan Abdülaziz,1867'de Londra'ya ziyaret gittiği vakit Ziya Paşa orada kaçak olarak bulunmaktadır. Bu eser, orada padişaha verilmek için yazılmıştır. Dilekçe niteliğinde ki eserinde yine  li Paşa'ya kızgınlıklarını ortaya koyar. 72 sayfalık bu eser 1909'da İstanbul'da basılmıştır.
Verâset-i Saltanat-ı Seniyye Mektupları: Avrupa'da (1868) iken Remzi Efendi adlı bir devlet adamının mektubuna yanıt olarak yazılmış iki mektuptur. Mısır veraseti sorunu konusuna yer verir. Ziya Paşa, bu mektupta Mustafa Paşa'nın hidivilik hakkını savunmuştur.
Endülüs Tarihi: Ethem Pertev Paşa'nın tavsiye etmesi üzere Fransız yazar Viardot (1800-1883)'un eserinin 2 ciltlik tercümesidir. Birinci cilt 1859'da ikinci cilt 1863'te basıldı. 1877'de tekrar dört cilt halinde basıldı.
Engizisyon Tarihi: Fransız yazarlar Chéruel (1809-1891) ve Lavallée (1804-1866) 'nin eserlerinin küçük bir özet tercümesidir. Bu çalışma 1882 ve 1888'de iki kez basıldı.
Defter-i A'mâl(Nâme-i A'mâl): Çoğunlukla Ziya Paşa'nın çocukluk hatıralarına ve çocuk eğitimine yer veren bir eserdir. Bazı bölümleri Ebuzziya Tevfik'in Nümûne-i Edebiyyat-ı Osmaniyye(nesir antolojisi, 1876) adlı eserde yayınlamaktadır. Fakat eserin kendisi günümüze kadar gelememiştir.
Emil Tercümesi: Jean Jacques Rousseau'nun eserinin Türkçeye çevirisidir. Ziya Paşa 1871'de tercüme etmiş ama günümüze kadar ulaşamamıştır. Çocuk ıslahı katkı için tercüme etmiş ve kendi hatıraları ile zenginleştirdiğini ifade etmiştir. Defter-i A'mâl, bu eserin önsözüdür.
Tartuffe: Ziya Paşa Adana valisi iken Moliére (1622-1673)'in Tartuffe adlı piyesini hece vezniyle sade bir dille tercüme etmiştir.
Fénelon'un Télémaque ve La Fontaine Masalları Çevirisi: Ziya Paşa'nın bu eserleri tercüme ettiği söylenir ama eserler elimize ulaşmamıştır.
III.Seçki
Harâbât: Üç ciltten oluşan bu eser, Ziya Paşa'nın Arap, Fars, Osmanlı ve Çağatay şiirlerinden oluşan bir seçkidir. 1875 yılında İstanbul'da bastırmıştır. Birinci ciltte manzum biçiminde olan bir önsöz, Türkçe, Farsça ve Arapça kasideler, ikinci ciltte bu üç dilde yazılan değişik şiirler, üçüncü ciltte ise Arapça, Türkçe ve Farsça mesneviler bulunur. Ziya Paşa, kendisinden şiir örneklerine yer verdiği Çağataycayı Türkçeden ayrı bir dil olarak kabul etmiştir. Paşa, bu eser ile eski Türk edebiyatını eleştiren fikirlerden vazgeçtiğini göstermiştir. Ziya Paşa, harâbât isimli seçkinin "Mukaddime"sini mesnevi nazım şekliyle yazmıştır. Namık Kemal harâbâtı sevmemiş harâbâtı eleştirmek üzere Tahrib-i Harâbât ve Takip isimli risaleler yazmıştır.
üstad, yenilenme konusunda mücadele arkadaşı olan Ziya Paşa'nın oyun bozarlık edercesine  geleneksel eski Türk  edebiyatına rağbet verme çalışması demek olan böyle bir çalışmayı doğal olarak kabullenememiştir. Şairin Harâbât adlı seçkisi ilk edebiyat tarihçiliği anlayışını görüyoruz. Paşa'nın Harâbât "Mukaddime"si (1291) bilimsel anlamda edebiyat tarihçiliği değildir ama bu konuda yeni fikirler getirmektedir. Ziya Paşa'ya göre Türk edebiyatı, Osmanlı edebiyatı demektir ve bu edebiyat 15.yyda başlamıştır. Paşa, Osmanlı şiirinin kurucuları arasında Necatî, Ahmedî ve Zatî'yi saymaktadır:

"Eslâfda Ahmed ü Necâti.                 Türkî suhane temel komuşlar
Avare-i dil şikeste Zatî                       Gerçi temel güzel komuşlar

Etmekle lisanımız tağayyür.              Maymunları gerçi pek metindir
Ol şiveyi güç bize tasavvur.              Elfâzı da ol kadar çetindir"¹

Diğer yandan Paşa, Osmanlı şiir dilini kısaca değerlendirir. Ziya Paşa'ya göre örneğin Bakî'nin bazı eski tabirler iç bulandırır:

"Ammâ yine bazı köhne ta'bîr.          Sonra edilüp bu şîve teclid
Bakî'de eder derunu tekdir.                sâr-ı Acem olundu taklid"²

Ayreten Ziya Paşa, yazdığı şiirlerle ilgili olarak şairliğin şartlarını saymaktadır. Bunlar: Kabilî-yi hilkat, İrfan ve ilimdir:

"Vardır iki şart-ı şâ'iriyyet.                  Bazı kula Hak eder inâyet               
Evvelkisi kâbilî-yi hilkat.                    Bir ni'met-i hâsdır tabîat

Şâ'ir şâ'ir doğar anadan.                    Şâ'ir dahi tıfl iken ıyândır  
 sârı görünür ibtidâdan.                    İrfânına meşrebi nişândır"³

Ziya Paşa'nın tezkirecilik anlayışını benimsemediğini şairleri kendine göre ayırmasından anlarız. Paşa'nın ayrımı "Kudemâ, Evâsıt ve Evâhir" (sırayla eskiler, ortadakiler ve sonrakiler) gibi görmekteyiz:

"Türkî eş'ârı ehl-i tahkik.                      Bakî'ye gelince nazm-gûyân
Üç sınıfa eder binâ vü tefrîk.               Oldu kudemâ-yı ehl-i irfân

Andan Nabî'ye dek evâsıt.                  Andan sonra gelir evâhif
 Eş'âr henüz değildi sâkıt.                    Bu sınıfa şâ'if oldu nâdir"⁴

Böylece Harâbât "Mukaddime"si edebiyat tarihi olmamakla beraber tezkire de değildir.

Ziya Paşa'nın şiir, edebiyat anlayaşına bakacak olursak, şiir konularında kurumsal ya
da eleştirel biçimde şiir yazarken zaman zaman birbirine tezat kuramlarla kendi ile çelişkiye düşmüştür. Paşa'nın şiir edebiyat fikirleri alt başlıklarla inceleyelim
Türk Halk şiirini Yüceltip Divan Şiirini Tasviyesi: Ziya Paşa, Hürriyet gazetesinde (7 Eylül 1868, S.11) yayınlanan şiir ve inşa makalesinde  Divan şiirini Türk şiiri olarak kabul etmemiştir. "Osmanlı şairlerinin İran şairlerini onlarında Arapları taklit ederek melez bir şey yaptıklarını söyler."⁵ Ziya Paşa, asıl şiirimiz olarak halk şiiri olarak kabul eder ve öz Türkçeye dönüş hakkında kuramlar öne sürer. Ziya Paşa, yine makalesinde Türk şiirinde vezin olmadığını ve  vezin Yunan şiirinde doğduğunu  kafiyenin ise sonraki milletlerde oluştuğunu savunmuştur.  Nesir türünde de aynı kuramı görüyoruz. Ziya Paşa, nesir yazarlarının eserlerini incelendiğinde muhtevasında üçte bir Türkçe kelime bile olmadığını görmüş ve onlara karşı bir tutumda bulunmuştur. Ziya Paşa aynı zamanda bu makalede Türkçe ve şiirin geri kaldığını belirtmiştir.
Halk Edebiyatını Reddedip Divan Şiirni Yüceltmesi: Avrupa'da bulunurken Divan edebiyatımızı gerçek edebiyat olarak kabul etmeyen Ziya memlekete döndüğünde halkın ve hükümetin gözünden düştüğü yıllarda İstanbul'da Harâbât adlı eserin önsözünde önceki fikirlere tezat kuramlar öne sürer. Paşa, çok küçük yaşlardan itibaren Türk Halk şiiri ile ilgilenmiş ve bu şiiri sevmiştir ama elinde divanlar geçip Divan siirlerini okudukça büyük bir hazine olarak görür ve asıl şiirin Divan şiiri olduğuna karar verir.
Batı Dilleri ve Edebiyatları Karşısındaki Tutumu: Ziya Paşa, Harâbât Mukaddimesinde batı dillerini öğrenilmesi gerektiği ama taklit edilmemesini savunmuştur. Ziya Paşa, çağın gidişatından haberdar olmak için Avrupa dillerinin öğrenilmesi gerektiğini ve taassup gösterip yabancı lisan öğrenmenin kâfirlik alâmeti olarak kabul edenlere de karşı bir tutum içinde olmuştur. Paşa bu fikirleri şu şekilde nazma döküyor:

"İster isen anlamak cihânı.                    Etmiş orada fünûn terakkî
Öğrenmeli Avrupa lisanı.                      Tahsilden eyleme tevakkî

Bilmek gerek andaki fünûnu.                Ansız kişi tâm şair olmaz
Terk eyle ta'assub u cünûnu.                Bir kimse  lisânla kâfir olmaz"⁵

Ziya Paşa, Avrupa şiirinin taklidine karşıdır. "Öğrenmek ayrıdır, taklit etmek ayrı. Bu konuda milliyetçi bir tutum sergiler."⁶  Paşa, her anlamda Avrupalıyı taklit etmeyi anlayamamıştır. Örneğin:
"Taklid ile aslını unutma                         Bilmem ki neden her işte mutlak
Milliyetini hakir tutma                             Avrupalı'ya mukallid olmak"⁶

Tabi Ziya Paşa'nın tiyatro hakkındaki olumsuz bir  tutum sergilemiştir.

Ziya Paşa'nın şiirinin içeriğini ve dil özellikleri incelemek gerekirse bir kaç başlığa ayırabiliriz.
I.Muhteva (İçerik): Ziya Paşa'nın  şiirlerine genel olarak baktığımızda hikmet, mesel ve fikir şairi olduğunu anlıyoruz. İçeriğe baktığımızda klasik Türk şiirinin duyuş düşünce sistemine bağlı kalmış ve zaman zaman sosyal, felsefi konuda batılı bir bakış açısına sahip olmuştur. Tıpkı Şinasi gibi o da adalet, hak ve medeniyet ile ilgili konuları işlemiştir. Paşa, daha çok sosyal ve siyasi konularda eleştirilerde bulunmuştur. Felsefi olarak yazdığı şiirlerde ise kâinatın tamamında ki karmaşıklığı kendince tatmin edici bir açıklama getirmemiş ve bu yapı karşısında hayranlık içinde kalmıştır. İnsanı huzursuzluk içinde bırakan bu tabiî düzeni açıklamada insanın aklının yetersizliğini savunmuş bu bağlamda onun bu kötümser yaklaşımı agnostisizimi cağrıştırmaktadır. Paşa'nın böylesine felsefi ve sosyal olayları batılı bir bakış açısıyla yorumlanmasında temasa geçtiği Fransız yazarların ve aydınlanma filozoflarının büyük bir etkisi vardır. Ziya Paşa'nın şiirlerde ele aldığı konulara bakacak olursak; Ziya Paşa, şiirlerinde ağırlıklı olarak ferdî, felsefi ve sosyal konular üzerinde durmaktadır ve bunları farklı başlıklara ayırmamız gerekir.
1.Ferdî Konular:
Aşk ve Sevgili: Türk şiirinde aşk konusunu işlemeyen neredeyse hiçbir şair yoktur. Ziya Paşa bu konuda fazlasıyla şiir yazmıştır ve bu konuda şiir anlayışı Divan şairleriyle aynıdır. Divan şairler kendisi için her türlü fedakarlığı yaptığını, ama aşıklarına yüz vermeyen zalim güzeller güzeli, aşığın kendisi için neler çektiğini bilmediği bir yâr resmetmiştir. Örnek verecek olursak:
"Renc-i hâtır vermesün feyâd ü efgânlar sana
Gül-izârım sen hemân sağ ol fedâ cânlar sana"7
2.Felsefi konular
Mücadele ve Adaletsizlik: Ziya Paşa, kâinatta, yaratılışta ve sosyal konularda adalet ve hakkaniyet olmadığı görüşüne varmıştır. Adalet ve hakkaniyeti yok eden şey mücadele olduğunu savunmuştur. Toplumların kişilerin farklı emellerden dolayı birbiriyle mücadelesi adaleti ve erdemliliği bitirmiştir gibi bir fikiri benimsemiştir. Paşa, akıl, ilim zerafet gibi erdemlerin hak ettiği karşılığı bulamamasından dolayı adaletsizlik fikrine ulaşmıştır.
Allah'a ve Dinî İçeriklere Yaklaşım
Genel olarak Tanzimat dönemi Türk şiirine baktığımızda geleneksel divan şiirinin aksine akıl ve bilimin ışığında Allah'a ulaşma eğilimidir. Şinasi ile beraber başlattığı bu tavır Ziya Paşa'da da çok net bir şekilde gözüküyor nitekim "Terkib-i Bend"'inde:

"Her nesne kılar varlığınaa hüsn-i şehâdet
Her zerre eder vahdetine arz-ı güvahî

Hükmün kılar izhâr bu âsâr ile mihri
Emrin eder ibrâz bu envâr ile mâhi"⁸

Akıl Karşısında Beklentilerin Hayal Kırıklığına Uğraması: Ziya Paşa, tanzimat edebiyatında sıklıkla görülen rasyonalizmi öne çıkararan akla ehemmiyet veren fikir yapısından zaman zaman dışarı çıkmıştır.  Ziya Paşa, aslında pozitivist bir mantıkla düşünmüştür ve bazı trajik olgulara ulaşmıştır. Ziya Paşa'nın ulaştığı ve daha öncede de bahsettiğimiz olgulara yalnız Ziya Paşa değil sonraki kuşak yazarlarında yaşayacaktır.
 Cebriyecilik ya da Fatalizm (Yazgıcılık )e Saplanması: Ziya Paşa genellikle yazgıcı bir tavır ortaya koyar. İnsan ne yaparsa yapsın hiçbir şeyi değistiremeyeceğini savunur. İslam ile çelişen bu düşünce karamsar kötü bir dünya görüşüdür.
Karamsar ve Kötümser Dünya Görüşü: Paşa, fatalizmin ve cebriyeciliğin sonucu olarak olaylara karamsar kötümser bir yaklaşım sergiler. Örneğin:

"Bir esâret-gâh-ı ibrettir bu âlem hâsılı
Duymadı kimse cihânda lezzet-i hürriyeti

Acebdir herkes evzâ-ı felekten dâda gəlmişdir
Gelen gûyâ bu mihnet-gâha hep feryâda gelmiştir"⁹

Rindâne Bakış: Paşa, tıpkı Divan şairleri gibi hayata, dünyaya ve kâinata rindce yaklaşır. Hayatın ve olayların sıkıntısına karşı meylere sığınır. Ziya Paşa'ya göre rindler, bütün sıralara vakıf olan kemâl ehlidir. Paşa, rind bir şair olarak sofular gibi cennnet için koşmaz yani hedefi cennet ve huriler değil aşktır. Ziya Paşa, kalender bir tavır ile tüm dünyevi İşleri bir kenara bırakıp içki içip güzel sevmeye bakar. Paşa, kendi kişiliğini beyitinde şöyle vurgular:
"Rind-i âli-meşrebim hum-hâne-i endîşede
Bu bender-gehte herkes dirhem ü dînâra tâbidir"¹⁰

Tabi bu görüşü bu beyitte daha net anlayabiliriz:

"Giden gelmez gelen meşkûktur bil kadrini hâlin
Bu dehrin mihnet ü zevki bütün efkâra tâbîdir"¹¹.

3.Sosyal ve siyasi Konular
Bürokrasi eleştirisi: Ziya Paşa, Osmanlı devlet yapısındaki yönetici memur ve memuriyet sistemini ve anlayışını bürokrasinin işleyişini fazlasıyla eleştirmiştir bir beyitinde:

"Bulundum ben dahi dârü'ş-şifâyı Bâb-ı  lîde
Felâtun'u beğenmez anda çok divâneler gördüm"¹²

demesiyle Paşa, devletin ulu kapısını tımarhaneye benzetir. Memurlar arasında Eflatun'u beğenmeyenleri de divâne ilan eder. Paşa, sadece tımarhane değil meyhane ve mezbahaya da benzetir. Paşa boş laf yapıp hiç iş yapmayan bürokratları da şiddetle eleştirmiştir. Hatta Paşa, sadece eleştirip çözüm üretmeyen devlet adamlarını ve asıl görevini yapmayıp vazifesi olmayan işlere karışan insanları da şiddetle eleştirmiştir. Örneğin:

"Anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmat.                         yinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Bin sütlü teseyyüb bulunur hanelerinde.                    Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde*¹³
 
Paşa, ifâ ettiği çoğu görevde başarılar elde etmiş bir devlet adamı olduğunu da eklemeden geçmeyelim.
Layıkıyla  Devlete Hizmet Edenlerin Kıymetinin Bilinmemesi: Ziya Paşa'nın bürokrasi konusunda eleştirisinde üzerinde en çok durduğu konulardan biri, layıkıyla Devlete hizmet insanların kıymetinin bilinmemesidir. Eseri Terci-i Bentte bu konu üzerinde yoğunlaşır. Paşa, şiirinde devleti için büyük bir gayretle çalıştığını ama bin türlü zahmete ve derde uğradığını belirtir. Paşa, devleti ıslah etmek için kendini harcamış evi, barkı yıkılmış perişan hallere düşmüştür. Paşa, devlete gerçek hizmet edenin başının dertten kurtulmayacağını savunmuştur. Örneğin:
" lim olsan ilmine bir kimse tekbir eylemez.        Her ne yapsan hâsılı bu halka tesir etmez
Cahil olsan cehilini ta'yîb ü ta'yir eylemez.         Kimseler bu hâl için bir re'y ü tebdir eylemez
                                       Derde uğrar kim sadâkat etse elbet devlet
                                       İstikamet mahz-ı cinnettir bu mülk ü millete"¹³

Aslına bakarsak Ziya Paşa, bu görüşü her zaman genellemez sadece mevcut düzene karşıdır. Paşa'nın bu cebriyecilik düşüncesi ve karamsar havası devlet hizmeti konusunda da üstüne çökmüş anlaşılan.
İdare-i Maslahatçılık Eleştirisi: İdare-i maslahatçılık, kısaca makam.mevkii korumak için herşey eyvallah demek, kimseye karışmamak demektir. Ziya Paşa, Terci-i bendinde buna yer verir ve memurlara güzel öğütler verir.
Kişisel Menfaatin ve Maddiyatın Öne Çıkması: Ziya Paşa, devlet yönetiminde çalışan memurların artık erdemli değerlerden çok maddi değerlere önem vermesi Ziya Paşa'yı bu beyiti ve daha nicelerini yazmaya itmiştir:

"Ne kânûna ne cebr ü zira ne Hünkâra tâbidir
Bu bender-gehte herkes dirhem ü dinâra tabîdir"¹⁴

Devlet Yönetiminin Ehliyetsiz Cahil Kişilere Verilmesi: Ziya Paşa'nın üzerinde durduğu konulardan biri de yönetimde likayatsız, cahil, ahlaksız kişilerin var olmasıdır. Örneğin:

"Hüner iş bilmemek humk i cehâlet kârdânlıktır
Dirayet âciz aldatmak zarâfettir yalan şimdi"¹⁵

Zamane Nesilden, Sosyal Ahlâk Değerlerinin Çözülüşünden Şikayet: Tüm zamanlarda din adamları, filozoflar ve şairler hep bu durumdan şikayet etmişlerdir. Paşa'nın şikayet ettiği başlıca meseleler: İnsanların iyi bir mevkiiye gelebilmesi için bilgisini hünerini kullanması değil dostu hakkında dahi gıybet dedikodu ile gammazlayabilmesi, insanların sözlerine güvenilememesi, gayretli ve çalışkan kişilerin mutaassıplıkla suçlanması gibi şeyler işlenmiştir.
İslam Karşısındaki Olumsuz Tutuma Eleştirisi: Tanzimat döneminde vuku bulan alafranga akımının doğurduğu İslam gericiliktir düşüncesine karşı bir tutumda bulunmuştur. Ziya Paşa'ya  göre mutlak batılaşma İslam hassasiyetini azaltmıştır. Ziya Paşa'nın bu tutuma karşı beyiti:
"İslam imiş Devlet'e pâ-bend-i Terakki
Evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı"¹⁶

Doğu Batı Karşılaştırmaları: Ziya Paşa, kendi döneminde İslam aleminin değişik yönlerde karşılaştırmaya tabi tutar. İslam alemi ile sınırlı tuttuğu doğu dünyasını daha çok teknoloji imar konusunda karşılaştırmıştır. Örneğin:

"Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm
Dolaştım mülk-i  İslamı bütün viraneler gördüm"¹⁷

Ziya Paşa'nın nazım şekli, vezini ve üslubu hakkında ufak tetkikler
Nazım Şekli: Paşa, şiirlerinin çoğu Divan tarzında tertip edilip na't, münacat, mersiye, kaside gazel müseddes, tahmis, kıt'a beyt, şarkı, terci -i bend ve terkib-i bendlerden oluşmuştur. Fuzuli, Baki ve Nedim gibi şairlerin şiirlerine nazireler yazmıştır. Ziya Paşa, gazel dışında geleneksel şiire bağlı kalmıştır. Paşa, gazelde olması gerekenin aksine sosyal siyasal konulara da gazelde yer vermiştir.
Vezin: Ziya Paşa, bir tek şiir hariç tüm şiirlerinde aruz veznini çok da iyi olmasada kullanmıştır. Aruz vezni yerine hece ölçüsünü kullandığı eser Türkü eseridir.
Üslûbu: Bu konu hakkinda kitaplar bile yazılabilir ama biz kısaca bahs edeceğiz. Ziya Paşa, üslup konusunda şairi Nabi'yi takip etmiştir. Paşa, aşk şiirlerinde rindâne, hikmet şiirlerinde hakîmane ve didaktik üslûbu kullanmıştır. Ayrıca Ziya Hiciv üslûbunu da fazlasıyla kullanmıştır.
Eserlerinden ve fikirlerinden bahsettiğim Ziya Paşa'yı az çok anlamışsınızdır ama bana göre kendi içinde sıkışmış biridir Ziya Paşa koca ömründe çok işler yapmış klasik bir Türk münevveri profili çizmiştir kendine. Hiç şüphesizdir ki Türk edebiyatı Tanzimat dönemi ile de Divan dönemi ile de yeni akımlar ile de bizimdir ve yine şüphesizdir ki Ziya Paşa, Türk edebiyatına en çok emek vermiş insanlardan biridir. Makalemi okuduğunuz için teşekkür ederim….
-Yılmaz Efe Çetinyürek

KAYNAKÇA
Kaplan, Mehmet, Şiir tahlilleri-I-, İstanbul 1969.
Bilgegil, M. Kaya, Ziya Paşa Üzerinde Bir Araştırma, Atatürk Üniversitesi yayınları, Erzurum 1970.
Uraz, Murat, Ziya Paşa, İstanbul 1989.
Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014.
---,Ziya Paşa tüm eserler
¹Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
²Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
³Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
⁴Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
⁵Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
⁶Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
⁷ Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
⁸Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
⁹ Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹⁰ Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹¹Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹²Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹⁴Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹⁵Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹⁶Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
¹⁷Parlatır, İsmail vd. ,Tanzimat Edebiyatı, Akçağ yayınevi, Ankara 2014
(¹,²,³,⁴,⁵,⁶,⁷,⁸,⁹,¹⁰,¹¹,¹²,¹³,¹⁴,¹⁵,¹⁶,ve ¹⁷'de sayfa numarası belirtilmemiştir.)

Yazar  Yılmaz Efe Çetinyürek


Kaynak: Kamu Saati Özel

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma Boyacıoglu - 2 hafta önce
MaşAllah süphannAllah sana çocuk eline yuregine sağlık

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber