CENAZE EVİNDE KIYMALI PİDE REZALETİ !!!

CENAZE EVİNDE KIYMALI PİDE REZALETİ !!!
13 Temmuz 2019 Cumartesi 22:41

ÖLDÜĞÜN GÜN

Ölen bir kişinin cenazesi arkasından yapılanlar öyle
bir hale geldiki; Acımızı yaşayamıyoruz.
Gelene gidene hizmet edip, ölenin nasıl öldüğünü(!) anlatmaktan.. Hatta iki ara
bir derede iki gıybetin belini kıran ve uzun zamandır birbirini görmeyip cenaze günü
inceden ince sohbet kaynatan akrabadan..
Yanyana izdihamla oturup cenaze
kalkmadan ikram bekleyen komşulardan..

Dert ettiğinden değil de, sırf merakını
tatmin için cenaze sahibini konuşturanlar..
Ahhh o pideler, illa kıymalı olmalı helva
öyle kavrulmaz! İçine çam fıstığı da
atılmalı..

Ölenin kıyameti kopmuş arkada
dulu yetimi kalmış kimin umurunda?..
İlk perşembesi, yedisi, kırkı, elli ikisi.
40'ı okutulurken bi sarma sarılmazsa
konu komşu ne der?..
Tavuk yerine kırmızı et koyulursa
bir de aman aman.. O tabaklar
nasıl gururla taşınır!..

Sübhanallah, hanımlar ve beyler!
Ne kadar çirkinleştik farkında mısınız.

Bir de son moda olarak kokulu taş tespih mıknatıslı magnet dağıtma çılgınlığı başladı
ki, dağıtmayanı dövüyorlar desem
abartmış olmam.

Yahu insan ölmüş insan..!!
Belki kabirde kemikleri birbirine geçti
azaptan, sen onun adına kokulu taş
dağıtarak sevap mı umuyorsun
ey kardeşim..

Kim soktu bu çirkin işleri bizim fıtratımıza.
Biz ahireti bilen, kabrin ve sorgu sualin dayanılmaz zorluğunu bilen bir ümmet
olarak, nasıl ölüm gibi ciddi bir işi
şaklabanlık malzemesi haline
getiririz?..

Hele mevlid kreasyonu şıklık yarışına hiç girmiyorum. Nerde ne altını varsa takmış
evin içinde topuklu terlikle geziyor
bir de elinde gülsuyu..

Yahu adam ölmüş adam!
Diriden utanmazsın da Allah'tan da mı korkmazsın; Sen de öleceksin!
Cenazelerinizi festivale döndürdünüz
farkında değilsiniz.

Eğer ölümü bir dakikacık tefekkür
edebilseydi, bu toplum bir kaşık pilav
yiyemeyecek hale gelirdi. Bakın ne samimiyetimiz kaldı, ne ciddiyetimiz
ne edebimiz, ne de Allah ve ölüm
korkumuz!..

Kaldi ki, nerde cenaze sahibine saygı
duymak ve insanları rahat bırakmak?

Evden ölüden önce pide lahmacun
yemek kokuları çıkıyor..
Cenaze sahipleri uyuşmuş bir vaziyette gelenlere tabak taşıyıp hizmet ediyor..
Ben bunu kabul edemiyorum dostlar!
Bu işleri siz başlattınız, bitirecek
olan da yine sizlersiniz.

Kim ne derse desin, reddedin bu bidatleri. Allah ne der kaygısıyla yaşayın, bırakın kul ne derse desin.
Ölümü ölüm gibi yaşayın. Resûlullah /Sav. evlatlarının arkasından, Fatıma'tüz- Zehra
anne babasının arkasından ne yaptıysa
siz de onu yapın.

Bazı âdetler İslâm’ın emri olarak hayatımıza girmiştir. Bazıları da İslâm öncesi kültürlerin âdeti olarak sokulmuşlardır. İkisini ayırmak ise, hiçbir zaman zor değildir. Zira İslâm’ın emirleri akla, mantığa uygundur. İslâmî olmayanlar ise bunun tam aksinedir. Daha ilk bakışta aklî ve mantıkî olmadığı belli olur, akıl reddeder, mantık mâkul bulmaz.

Bir evden cenaze çıkması, o evin hem fiilen hem de fikren meşgul olması demektir. O hâne halkının artık ne yemek yapmaya ne de başka ikramla meşgul olmaya takat ve istekleri vardır.

Ama İslâm dışı kültürlerden alınma âdete bakın ki, "cenaze helvası" diye bir tatlı âdetini cenaze evine yerleştirmişler. Bunca acı ve kederi yetmiyormuş gibi, taziye için gelenlere helva yapacak, mutlaka helva tatlısı ikram edecekler, göz yaşlarına baka baka helva yenecek.
Niçin? 
Din böyle istiyor da onun için mi?
Hayır. 
İslâm’ın böyle bir emri yoktur.
İslâm, böyle zamanlarda kederli aileye yük üstüne yük yükleme yerine, onların yüklerini üzerlerinden almayı ister; hatta onların ikram etmeleri yerine, onlara ikram etmeyi emreder; ellerinin, ayaklarının tutmaz olduğu bir zamanda onlara yardımcı olunmasını ister.

Meşhur sahabî Hazret-i Ca’fer’in şehadet haberi gelmesi üzerine bir ara merhumun evine giden Resûlüllah:

– Ca’fer’in evine yemek getirin; onların yemek yapıp, çocuklarını doyuracak vakitleri yoktur; buyurmuşlardır.

İmam-ı Kurtubî tefsirinde:

"Cenazeyi defnettikten sonra eve gelip de sesli ağlamaya devam etmek, sonra da yemek ve tatlı yedirmek cahiliyye âdetlerindendir. Müslümana ise, cahiliyye âdetlerine tâbi olmak yakışmaz."

İslâm’ın emri, cenaze çıkan eve komşu evlerin bir müddet dışarıdan yemek getirmeleri, komşularının üzüntü ve elemlerine ortak olup, duydukları ıstırabı hafifletmeleridir.

Nitekim aziz Anadolu’muzda bu güzel İslami âdet halen pek güzel örnekleriyle devam etmektedir. Cenaze çıkan eve en yakınından başlayarak komşuları yemekler getirirler. Onların tutmayan ellerini, bir lokma yemeye muktedir olmayan iştihalarını teselli ile harekete getirir, kara gün dostu olurlar.

Bu güzel âdet, ailenin duyduğu teessürün şiddetine göre uzayabilir. Bir, iki, üç gün... Hattâ hafta boyu bile vefalı komşuları onlara yemek getirir, dertlerine ortak olmaya devam ederler. Bu müddet içinde merhumun sadece iyiliklerinden bahsederler, bu bahsi uzatmazlar, tekrar tekrar akla getirip de zihni meşgul etmeye devam etmezler. Mümkünse unutulur, unutturacak başka mevzulara geçilir.

Zaten taziyenin müddeti üç gündür. Üç günden sonra tekrar aynı mevzuya girilip de başsağlığı dilemek, kederi yeniden ihyadan başka bir netice vermez.

Ne acıdır ki yemek götürme adedi zamanla deforme oarak yerini cenaze sahiplerinin yemek tertip ederek gelene gidene ikram etmesi haline dönüşmüştür.

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun bu husustaki açıklaması; cenazede dağıtılan bu yemeğin helal olmadığı yönündedir. Son yıllarda cenaze sahibi evlerde cenazenin ilk günlerinde bazen üç gün boyunca bazı yerlerde de bir hafta boyunca yemek yaptırılıp dağıtıldığıdır. Buraya kadar ortada problem yokmuş gibi görünüyor. Ama dikkat edilince insanların yeni bir hurafeye doğru gittiği endişesidir.

Hz. Peygamber, ölünün kendi ailesinin yemek hazırlayıp gelenlere ikram etmesini hoş karşılamamıştır.

Ölen kişinin mirasçıları fakir iseler veya aralarında buluğ çağına erişmemiş çocuk var ise, geriye bıraktığı maldan yemek yapılarak cenazeye gelenlere verilmesi helal değildir. Buna karşılık Peygamberimiz, komşu ve akrabalarının ölü sahiplerine yemek getirmelerini tavsiye etmiştir (İbn Mace, Cenaiz, 59).

Cenaze evlerinde yemek, çay ikram edilmesi mecburi bir adet haline geldi.Yapılmaması hor görülüp terk edilmesi artık çok ayıp karşılanır oldu.Cenazesi olup acısı taze olan ölü yakınlarının bir de kendilerine gelen ziyaretçileri tabiri caiz ise düğün merasimi gibi ağırlama yükü yüklendiğidir. Bu konuyu ciddiye alıp herkesin cenazesini sünnet ölçütlerinde uğurlaması oldukça yerinde bir karar olacak. İçinde birçok hayırı barından şu nebevi tavsiyeyi ihya edersek kazanacağımız sevap da o derece büyük olur galiba.
Abdullah b. Cafer’den… Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Cafer’in ev halkına yemek hazırlayınız. Çünkü onların başına kendilerini meşgul eden bir iş gelmiştir."
(Ebu Davud, Cenâiz, 25-26; Tirmizî, Cenaiz 21; İbn Mace, Cenaiz 59; Ahmed b. Hanbel, 6/380)
Selam ve dua ile...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber