YUVAYI YIKAN KANUN: “6284”

YUVAYI YIKAN KANUN: “6284”
11 Temmuz 2019 Perşembe 11:54

YUVAYI YIKAN KANUN: “6284”

Bir süredir yazılı ve görsel medyada 6284 sayılı kanun çerçevesinde tartışmalar yürütülmekte ve “Kadına Şiddet”, “Türk Aile Yapısı”, “Aile’nin Parçalanması” ve “Karı-Koca İlişkileri” bağlamında tartışılan 6284 sayılı kanun, uzmanlarca oldukça problemli görülmektedir. Geçmişte AB kriterleri ve uyum yasaları çerçevesinde (zinanın suç sayılmaması vs.) hazırlanan Fakat Müslüman toplumumuzun aile yapısıyla uyuşmayan kanunların yeniden ele alınarak, kendi değerlerimize uyumlu hale getirilmesinin elzem olduğunu göstermiştir. Toplumun aile yapısı ve bu kanun kapsamında verilen hasız cezalar ailenin temel taşlarını oldukça yıpratmaktadır.

“Aslında bu kanun sanılanın aksine, “Kadına şiddet” olaylarının önlenmesi amaçlanan ancak Türk aile yapısına dikkat edilmeden hazırlanan 6284 Sayılı Kanun, 2012 yılından bu yana aile dramlarının ana kaynağına dönüşmüş durumda. Şiddet olmasa dahi kadının en ufak şikâyetiyle erkeklerin evlerinden 6 aylık süreyle uzaklaştırılması yuvaları yıkıyor, öfke patlamalarına yol açarak cinayet vakalarına sebep oluyor. Ayrıca Kadın şikayetini geri alsa yapmadı dese bile evden uzaklaşma kalkmıyor ayrıca erkek hakkında mahkeme davası açılıyor bu dava sonucunda da çeşitli cezalar alan eş öncelikle işini kaybediyor ve aile otomatikman maddi sıkıntılara giriyor.Bu durumdan kadını suçlu tutuyor ve aile yapısı bozuluyor.

Kadına şiddet temalı olayların önlenmesi amaçlanan ancak Türk aile yapısına dikkat edilmeden hazırlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, yuvaların dağılmasının başlıca unsuru oldu.

Kadının anlık bir tartışma sonucu en basit şikâyetiyle, herhangi bir darp olmasa dahi erkeğin 6 ay süreyle yuvasından uzaklaştırılması, aile birliğindeki en büyük tehdit haline geldi. 2012 yılından bu yana yürürlükte olan ancak şiddet olaylarının önüne geçemediği gibi problemleri daha da artırarak aile birliğinin en büyük tehdidi haline gelen kanunun kötüye kullanımı ve gelinen noktaya ilişkin uzmanlar, korkunç tespitlerde bulunuyor.

AİLE BİRLİĞİ BİTİYOR

Kanun kapsamında, en ufak şikâyetle ilgili olarak dahi delil ve belge aranmaksızın erkek aleyhinde kararlar veriliyor. Erkeğin evden uzaklaştırılma süresi de oldukça uzun bir süre. Kadının şikâyeti sonrası darp olsun ya da olmasın erkeğin 1 aydan 6 aya kadar evden uzaklaştırılması öngörülüyor. Avrupa’da bu süre en fazla bir hafta dolayındadır çünkü amaç tartışmış olan tarafları teskin etmektir, ayırmak değil.

‘SESİNİ YÜKSELTTİ’ YETİYOR

Şikâyetçi olan kadının mahkemeye gitmesine bile gerek yok, polisi araması dahi erkeğin uzaklaştırılması için yetiyor. Kadının ‘bana sesini yükseltti’ demesi dahi yeterli bir sebep sayılıyor. Burada darp raporu gibi herhangi bir belge de aranmıyor ve erkeğin görüşüne başvurulmadan karar veriliyor. Şiddet uygulayanın tutuklanması gerekiyorsa tutuklanmalı ama ekonomik şiddet ve psikolojik şiddet tanımları oldukça vahim sonuçlar ortaya doğuruyor. Ayrıca Hastahanedeki doktorlar bile darp olsun olmasın kadın darp etti kelimesini söylemesinden itibaren araştırmadan hemen darp raporu düzenliyor.

Şu an yılda 120 bin ila 130 bin aralığında evden uzaklaştırılan baba modelleriyle karşılaşıyoruz. ‘Eve yeteri kadar bakmıyor’, ‘Bana sesini yükseltti’, ‘Evdeki ışığı kapatmadı’ gibi oldukça basit nedenlerle evler, 6 ay boyunca babasız kalıyor. Burada bir aile disiplininden bahsedemeyiz. 6284 sayılı kanunun getirisi olarak erkeğin, dolayısıyla babanın itibarsızlaştırılması konuşulması, tartışılması gerekiyor.

Batı’dan devşirilen ancak kötü bir kopya olarak 2012 yılından bu yana Türkiye’de binlerce aile faciası yaşanmasına neden olan 6284 sayılı kanunla ilgili serzeniş yüklü tepkiler devam ediyor. Uzmanlar, 6284’ün Avrupa ülkelerindeki tatbiki ile Türkiye’deki uygulaması arasındaki vahim farklara değinerek yetkililere yasal düzenleme çağrısında bulundular.

YUVADAKİ SICAKLIK BİR DAHA SAĞLANAMIYOR

Akit’e konuşan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sefa Saygılı, darp olmayan ve basit nedenler sonucu kolluk kuvvetlerine ulaştırılan şikâyetler sonucu eşlerin 6 ay ayrı bırakılması, yuvadaki sıcaklığın bir daha sağlanamamasına neden olduğunu kaydetti. “Bu hazin bir dramdır, aileye konulmuş bombadır, dinamittir” diyen Sefa Saygılı, “6284 çok yanlış bir uygulama. Avrupa’da yapıcı olsun diye erkekle kadını birkaç günlüğüne ayrı bırakılıyor, o süreçte sorunların muhasebesi yapılıyor, alınan psikolojik destekle aile bütünlüğü sağlanabiliyor. Ama Türkiye’de böyle değil. En ufak bir şeyde basıyorlar 6 aylık uzaklaştırmayı. Adamın evine 50 metre yaklaşması durumunda bu kez 7 gün hapis yaptırımı uygulanıyor. Evin erkeği 6 ay uzaklaştıktan sonra ailenin devamına imkân kalmıyor. Erkekleri ev dışına yönlendiren, bunalımlara neden olan hazin sonuçlar doğuran bir kanun bu. Eşin 6 ay sonra eve dönebilmesi ile ilişkide ve yuvada tekrar bir sıcaklık veya ısınma sağlanamıyor” şeklinde konuştu.

ÇOCUKLAR İÇİN PSİKOLOJİK YIKIM SEBEBİ

6 ay gibi uzun bir uzaklaştırma sürecinde çocukların büyük mağduriyetler yaşadığına değinen Psikolog Kıvanç Tığlı ise, “Babasının evine giremediği çocuk ne düşünür o baba hakkında? Babasız ne yer ne içer 6 ay boyunca? Uzun süreli uzaklaştırmalar sonrasında babanın ailede ve çocuklar üzerinde ne kıymeti, ne saygınlığı, ne de otoritesi kalıyor” ifadelerini kullandı.

6284 sayılı kanun çerçevesinde yaşanan sıkıntıları 4-5 gündür haberleştirilerek gündeme getiren Kamu Saati Yazarı Ömer YILBAT'a teşekkür ediyoruz.

Buna mukabil, toplumların kendilerine has değerlerinin korunmasına öncülük eden ve bu alanda birçok araştırma raporları (“KADIN ve AİLE” - “TÜRKİYE’DE ve DÜNYADA KADINA ŞİDDET“) yayınlayan SEKAM, 2005-2007 yılları arasında bu meseleye dikkat çekmişti.

AB Uyum Yasaları çerçevesinde çıkarılan yasaların, ileride Türkiye Aile yapısına yönelik ciddi sonuçlar doğuracağını belirtmiş ve tez zamanda bu kanunların düzeltilmesi yönünde görüş ve irade ortaya koymuştu.

Yazar Ömer YILBAT


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber