BU KENTE SİTEM


Hüseyin Çolak

Hüseyin Çolak

13 Ocak 2019, 00:44

Kentler vardır ömrünü verdiğin, kentler vardır umutlarını, hayallerini sessiz ve derinden alan. Yavaş yavaş tüketen nefesini, saçlarına kırağılar tutuşturan. Ardında, yığın yığın yılgınlıklar, istiflenmiş yıkıntılar, özenle sıralanmış yanılgılar bırakan. 

Bu şehre on yedi yaşında geldim. Nice yüzlere tanık oldum, nice yüzler tanık oldu yüzüme. Nice gözler gördüm, nice gözler arayıp buldu gözlerimi. Her bir sokağında bir hatırası, her bir kaldırımında ayak izim kalan bu kenti, itiraf etmeliyim ki hep zoraki sevdim.

Bugün, aradan otuz yıldan ziyade bir zaman geçmiş ve ben kaçıp gitmek istiyorum bu kentten şimdi.  Nedensiz, umarsız, çıkarsız hiçbir sebep göstermeden, hiçbir bahanenin ardına sığınmadan, pişmanlıklar sıralamadan, hayıflanmaları uç uca eklemeden gitmek istiyorum bu kentten ardıma dönüp bakmadan.

Neler değişmedi ki bu kentte? Gar’ın hemen yanı başındaki terminalin yerinde gökdelenler yükseliyor. Rahmetli babamla bir kereliğine de olsa yan yana oturduğumuz banklar da yok yerinde. Ulus’un yokluk yılları, Yüceler Pasajı hepsi enkaz altında kaldı. Kırk dört numaralı Demetevler otobüsü artık geçmiyor Kömür’ den. Ne Kalaba Camialtı kaldı ne de Keçiören Özgür Apartmanı…

Ne Yüzüncü Yıl Çarşısı’nda soluklanışımız ne de Gençlik Park’ından Beşevler’e yürüyüşümüz, cebimizde kalan son parayla fakültenin öğle yemeğine yetişme telaşımız. Ne de sabahleyin, uyandırmaya kıyamayıp ‘cebindeki paranın yarısını aldım’ notunu bırakabileceğimiz dostlarımız kaldı.

Ne Demetevler On İkinci Cadde’deki yer sofrasında dokuz kişinin bir gazete kâğıdının etrafına sığdığı ve sığındığı kahvaltıların tadı kaldı ne de iki ranzanın, dört bedenin sığdığı o daracık odalar. Balkonda asılı yakasız beyaz gömleklerimizin kesif karbon monoksit marifetiyle kurumadan kararan rengi bir de.

Denizciler Caddesinden kalkan Mamak Üreğil dolmuşlarında, salt ‘azla yetinen’ yüzlerde görünen mutlu insan suretleri da yok artık. Derbent Araplar Mahallesinin gecekondu bahçelerinde ve yanık bir Anadolu türküsü eşliğinde pişirilen üstüne üstlük yemeden önce ikram edilen gözlemeler de. 

Hacı Bayram’da Seha, Kızılay’da Birleşik Kitapevinin yerinde yeller esiyor şimdi.  Seyranbağlarında, mazıların üstüne dikilen beton yığınları soluksuz bırakmış nice aşklara tanık dut ve vişne ağaçlarını. Göğe uzanan upuzun kavakların tutunduğu toprak da simsiyah asfaltla kaplandı.

Ne bir sabah sarmaşıkların çepeçevre kuşattığı bahçemizde yıllar sonra da olsa açan zambaklar var artık ne de Hıdırellez zamanı gün gün serpilen gül ağacının dibine dilek taşları serpiştiren güzel yüzlü çocuklar. Her biri alıp başını gitti bu kentten.  

“Gidersen kar yağar avuçlarıma” serzenişini kim seslendirir, “Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür” kaygısını kim çeker ardınızdan bir ozandan özge? “Gidersen kim sular fesleğenleri / Kuşlar nereye sığınır akşam olunca” sorusunu kim sorar ki “hüznün isyan olur” diyen Ahmet TELLİ’ den başka?

Fırtınanın oyduğu bir kayaya tırmanıyor ruhum, dev kanatlı bir kartal gibi omuzlarıma çöküyor bu kent. Gülüşünün açtığı yaradan giriyor rüzgâr, ay yürürken gecenin üstüne, hüznün de kalbi vardır elbet.

Saçlarımda yağmur kokusu, dokununca kırgın anılara, sözlerim var köprüleri taşırır, ürken bir serçe sürüsü gibi. Bu kentte ne zaman yılgın ve telaşlı gece olunca, gökten bir damla şiir düşer yeryüzüne, süzülen kuşların kanadında.

“Gidiyorum / bu şehri bu yağmuru / bu düşleri / bu aşkı bu kavgayı bu kederi size bırakarak.”  Sahi, neydi Behçet AYSAN’ ın kalemine düşüren bu dizeleri? Ya da ‘kent şarkıları’ neden hep yarım kalırdı?

Göğü mavi, denizi gözlerindi bu kentin. Kayıp mektuplar gibi hiçbir sokak sana çıkmıyor artık. Kırık dökük ne varsa hatıralar adına, bir sonbahar gibi savrulmuş kuruyan yapraklarla.

“Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki” diyor ya Cemal SÜREYA  

Ne Şubat’ı, Şubat ne Eylül’ü, Eylül bu kentin. Şubat’ta gözünü kırpmadan yetim, Eylül’de öksüz bırakıyor seni, üstelik zemheride ıpıssız makber. Bir sebep göstermeli bana bu kent, gerekçeli bir karar, vazgeçmek için bir neden, senden bir ses, bir iyi haber…

Süpürgeden uçan bir at yapınca kendime uçup yükseleceğim usulca, konmadan hiçbir yürek pistine, donmadan, bulanmadan bir ırmak gibi akıp gideceğim buralardan sessizce. Ya dört kol üstünde ya dert yol üstünde.

Hüseyin ÇOLAK

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
M. Yıldırım - 1 yıl önce
Bu şehir size siz bu şehre mecbursunuz kıymetli müdürüm... Ankara sizin gibi değerler ile anlamlı... siz bu şehrin sessizliğinin çığlığı olarak kalem oynatmaya devam edin...
Misafir Avatar
Huseyin COLAK - 1 yıl önce @M. Yıldırım
Çok teşekkür ediyorum Mustafa Bey Hocam. Rabbim zannınızca eylesin inşAllah. Hep beraber. Selam ve dua ile.
Avatar
Şükrü Kanıbol - 1 yıl önce
Allah razı olsun Hüseyin Bey, bizi eski günlere götürdün.Güzel bir nostalji oldu.
Misafir Avatar
Huseyin COLAK - 1 yıl önce @Şükrü Kanıbol
Teşekkür ediyorum Allah razı olsun sizden de.
Avatar
NİHAT YAYLA - 1 yıl önce
Hüseyin kardeşim kalemine yüreğine sagĺik o güzel günleri hatıraları yeniden canlandırdin yureklerimde..o Ankara daha güzel ve zevkle yaşanıyordu..
Misafir Avatar
Huseyin COLAK - 1 yıl önce @NİHAT YAYLA
Değerli Ağabeyim teşekkür ediyorum. Üzerimizde emeğiniz çok. Allah sizlerden razı olsun. Saygılarımı iletiyorum.
Avatar
Zeki KILIÇ - 1 yıl önce
Şimdi sebepsiz yere gitmek de neyin nesi kıymetli abim.Elbette Ankara birçok kişiye değer kattı ama siz de o şehrin taşına, toprağına, insanına değer kattınız.ALLAH razı olsun sizden. O şehrin sizin gibi güzel yürekli insanlara ihtiyacı var.
Misafir Avatar
Huseyin COLAK - 1 yıl önce @Zeki KILIÇ
Rabbim zannınızca eylesin Güzel Yürekli Zeki Bey Kardeşim. Sevgi, selam ve dualarımla.
Avatar
Akif - 1 yıl önce
Gidenler ardında kalanları unutur mu?
Dertle giderse belki, dörtle giderse asla!
Avatar
Osman ŞAHİN - 1 yıl önce
Bu kent insanı yorar yukar perişan eder aç kor üşütür boynu bükük kor ağlatır sızım sızım sızlatır umutlarını yıkar hatta en güvendiğinden kazık atar.......
Aman hocam boş ver yaşa gitsin
Avatar
Cemal Savaş - 1 yıl önce
Tebrik ederim güzel insan..Allah yolunu bahtını açı etsin..selamlar..
Avatar
İrfa Bilici - 1 yıl önce
Tüm yazdıklarına katılıyorum. Ben de Çankırı dan aynı duygularla çıktım. Hâlâ neden çıktığımi bilmiyorum. Lakin 13 yıl geçti hâlâ özlüyorum

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber