Baştan sona, uyarı ve nasihatlerle dolu Kâinat Kitabı.Yaklaşmakta olan tehlikeyi haber veren onlarca ikaz levhası, işaret ve işaretçiler karşılıyor sizi sayfalar arasında yaptığınız uzun yolculuklarda.

Hz. Musa devrinde yaşayan, tepeden tırnağa samimiyet donanımlı ve Necip Fazıl’ın ‘tam dört inanmış adam’ dediği kıvamda bir samimi müminden bahseder örneğin Yüce Kitap. İman sırrını son ana kadar gizleyen saray soylusu bu adam aynı zamanda Firavun’un yakın akrabasıdır.

Kâbe’de ibadet ederken elbisesi çekiştirilerek eziyet edilen Peygamber (s.a.v)’ in bu durumuna gönlü razı olmayan Ebu Bekir (r.a) gibi, Hz. İsa (a.s)’ nın tebliğ için şehre gönderdiği elçilerini öldürmeye kalkanlara karşı bedenini kalkan yapan Habib-i Neccar gibi, haykırır zulmedenlerin yüzüne.

İsmi kutsal metinlerde zikredilmeyen bu müminin şahsında bir metodoloji, yöntem, üslup ve usul eğitimi sunulur zihinlerimize. Tavır gösterme, taraf olma, tarafını belli etme gibi stratejik reflekslerin zamanlamasına dair ince uyarılar barındır bu ilahi eğitimin ayrıntıları.

Hayati ve en kritik olan noktada tedrici/aşamalı bir tavır ve duruşla, muhataplarının aklına hitap eden belagat yüklü diyalektik bir üslupla barış ve ikna yolunu seçer. Kavga dilini değil ikna dilini kullanır neticeye en kestirme yoldan ulaşabilmek adına.(40/28)

“Düşünce mayalanması” diye tabir edebileceğimiz bir sürecin neticesinde ise dünya aşığı, maddeci halkının sinir uçlarına dokunur hassas ve zarif dokunuşlarla. Bahse konu bu diyaloglarda, olası menfaat kayıplarından ve geçmişte yaşayan toplumların başına gelen felaketlerin benzerlerinin kendilerinin de başına gelmesinin kaçınılmaz olduğundan söz eder.(40/31)

Yaklaşmakta olan en büyük tehlikeden söz ederken içinde yaşadığı halkının durumundan endişe ederek onlar adına korku ve üzüntüsünü ifade eder ‘Yalnız Adam’. Öte yandan da içinde bulundukları güç, refah ve saadet hallerinin, ‘İlahi Otorite’ye yönelik davete karşı çıkmaları halinde ellerinden kayıp gideceğine işaret eder ‘Mümin Adam’.

Belagat sanatının en ince örnekleriyle örülü sözlerinin yankı bulması adına müjdeler sunar ötelerden. Ümit yüklü muştuları, karamsarlık bulutuna tercih eder ‘Yalnız ve Mümin Adam’. Bir de ‘Size ne oluyor da ben sizi kurtuluşa çağırırken siz beni ateşe davet ediyorsunuz?’ (40/41) şefkat sarmalı sitemde bulunuşu vardır ki kalbinin en ücra kıyısına dokunuverir muhatabının.

Zaman kavramının aciz kaldığı bir anda ise: ’Size bu söylediklerimi bir gün anımsayacaksınız’ (40/44) hatırlatmasında bulunur. Sözün bittiği yere, beşeri gücün sınırlarını aşan kerteye, yapılması gereken her şeyin yapıldığı raddeye gelince de artık ilgili dosyayı en üst makama havale eder Mümin Adam: ‘Ben işimi Allah’a bırakıyorum, kuşkusuz Allah kullarını görmektedir.’ (40/44)

Hak ve hakikati haykıranlar hep yalnız adamlardır. Etrafını insan yığınlarının kuşattığı kocaman bir yalnızlık bekler onları. Kalabalıklar içinde yalnız bir hayat kaderleridir insanlık tarihi boyunca. Halveti bir duruştur mümin adamların yalnızlık hikâyeleri aslında.

Yalnız adamların hikâyeleri bitmez bu coğrafyada, Anadolu’da ya da Ortadoğu’da. Çağ değişir, haritalar değişir, iklimler değişir hatta kara parçaları yer değiştirir ama yalnız ve inanmış adamların hikâyeleri hiç değişmez bu topraklarda.
Kapıların eşiğine kadar dayanan ve kapının tokmağına uğursuz elini uzatacak kadar yaklaşan ihtiraslı felaketlerin haberleri ile bizi uyaran yalnız adamların uyarılarını göz ardı edenlerle doludur mezarlıklar oysa.

Mümin ve yalnız adamlar, bugün de uyarıyor bizi can havliyle. Bazen yetimleri işaret ederek, bazen savaşların kanayan yüzünü göstererek bazen mültecilerin dayanılmaz dramına dikkat çekerek, bazen de ‘terörün dini, ırkı ve milliyeti olmaz’ diyerek.

Kimi zaman da ilahi otoritenin kırmızı çizgisi olan ‘faiz’ tehlikesi ile uyarıyor bizi Mümin ve Yalnız Adam. Ekmeği ve emeği hakça bölüşmenin kaygısını hissederek paylaşmayı salık veriyor. Kimi zaman da, üstünde Benjamin Franklin resmi basılı ve sömürü rengiyle boyalı kâğıtlardan uzak durmamızı tavsiye ediyor yalnız ama inanmış adam.

Hayat, hızla akan bir trafik gibi.Seyir halinde iken işaret ve işaretçilere uyma zorunluluğumuz var öyleyse. Yalnız ve Mümin Adam’ın uyarılarını dikkate almak, bugün birincil ve en önemli ödevimiz.

Tıpkı Şair’in:“Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ” 

                                    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan’ haykırışı gibi.

Zaman, ‘Yalnız Adam’ı yalnız bırakmama zamanı şimdi…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Akif 4 ay önce

Yüreğinize kaleminize sağlık hocam

Avatar
Adem 4 ay önce

Her zaman yanındayız Yalnız Adamın.

Avatar
Mustafa 4 ay önce

Yalnız adamları yalnız bırakmamak lazım

Avatar
Gözüm 4 ay önce

Değerli kardeşim güzel bir yazı olmuş. Yüreğine sağlık.

Avatar
Selim 4 ay önce

Allah yanlız adamında bu aziz milletin de yar ve yardımcınız olsun. Biz onun yanındayız ve her ihtiyacı olduğunda yanında olacağız.

Avatar
Efendi Gözüm 4 ay önce

Kartallar yalnız uçar;her devrin yalnız adamları vardır ve olmalıdır,Allah onlardan razı olsun inşAllah, yüreğine sağlık Muhterem Hocam!

Avatar
Huseyin COLAK 4 ay önce

Yorumları ile bizi yüreklendiren ve yalnız bırakmayan tüm değerleri dostlarımıza teşekkür ile...