Türkiye'yi 2053-2071 Hedeflerine Taşıyacak Nesil Nasıl Eğitilmeli?-1


İbrahim Aydın

İbrahim Aydın

16 Ağustos 2017, 09:07

Konuşmak, eleştirmek en güzel yaptığımız iştir!!!. Günümüz siyasetinin sorunu da bu değil mi? Sadece eleştirmek… Peki senin önerin ne? Söylediğin sorunlar nasıl çözülebilir? Cevap yok.

Hayatım boyunca çözüm odaklı çalışmayı sevmişimdir. Dolayısıyla daha önceki 3 yazımda ele aldığım eğitim sorunlarına 2 yazıda çözümler önereceğim. Elbette önerilerim ayet değil. Tartışılır, geliştirilir, dönüştürülür... Yeter ki çözüm olsun. Öyleyse buyurun.

Eğitimin üç temel unsuru var: Eğitenler, eğitilenler ve aileler ile sosyal çevre..

Olması gerekenlerle ilgili olarak ilk önce EĞİTENLERDEN başlayacağım: 

1. Milli Eğitim Bakanı, MEB Müsteşarı ve yardımcıları, eğitimle ilgili karar vericilerin tamamı, MİLLİ EĞİTİMİN DEĞİŞİK KADEMELERİNDE GÖREV YAPMIŞ ÖĞRETMEN VEYA ÖĞRETMEN KÖKENLİ kişilerden oluşmalı. 

1965-2017 arasındaki 52 yıllık dönemde öğretmen kökenli iki kişi milli eğitim bakanı olmuş. Orhan Dengiz (1965'te 6 ay, 1973'te 9 ay), Avni Akyol (1989-1991'de 31 ay) öğretmen kökenli milli eğitim bakanlarımız ve toplam görev süreleri 46 ay!!! 52 yıllık dönemde 46 ay eğitimciler eğitimin başında!!! Şuandaki Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, hukukçu, MEB müsteşarımız Doç Dr Yusuf Tekin iktisatçı. Demek ki benim sağlık bakanı olmam önünde bir engel yok!!!. BALIK BAŞTAN KOKAR, İŞİ EHLİNE VERİNİZ, sözleri hemen dudaklarımdan dökülüverdi.

2. Yenilenecek müfredatla öğretmen liseleri canlandırılmalı, gençlerimiz daha lise çağlarında öğretmenlik mesleğine için güdülenmelidir. 

3. Öğretmenler, eğitim fakültelerinde yetişir. "Öğretmen kaynakları" ifadesi yanlıştır. Öğrenci daha üniversite ve fakülte tercihleri yaparken öğretmen moduna ve rolüne girmekte bu nedenle başka fakülte ve okul mezunlarına öğretmen olma yolu açılmamalı. Yani formasyon kalkmalı. Bakın Necatibey Eğitim Fakültesi'nde coğrafya alanında 3 doçent, 1 yardımcı doçent, 1 öğretim görevlisi, 1 asistan var, coğrafya öğretmenliği anabilim dalı da var, ancak öğrenci talep etmiyoruz. Çünkü, yılda 150-200 arası coğrafya öğretmeni atanıyor. Ancak bilim adamı yetiştirmesi gereken Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, 90 birinci, 90 ikinci öğretime toplam 180 öğrenci alıyor. Sonra eğitim fakültelerine formasyon açılması ve kontenjanın yüksek tutulması yönünde baskı yapılıyor. Formasyona gelen bu arkadaşlarımız 6 ayda öğretmen olma belgesi alıyor.

4. Eğitim fakültelerindeki müfredat öğretmenlik mesleği, ülkemizin coğrafya şartları, milletimizin inanç, kültür, gelenek, ananelerine göre yenilenmeli. Gerçek anlamda ve sahada uygulama ağırlıklı derslerle öğretmenler yetiştirmeli. Yüzme; havuzda öğrenilir, sınıfta değil.

5. Eğitim fakültelerinde görev alan ve alacak öğretim elemanları, milli eğitimin değişik kademelerinde en az 5 yıl görev yaptıktan sonra fakültelerde görev almalı. Bilmediği sahaya öğretmen yetiştirmeleri pek mantıklı olmasa gerek. Milli eğitim ve eğitim fakülteleri sıkı koordinasyon içinde olmalı. Üniversite hocaları belirli (5 yılda bir olabilir) periyotlarda milli eğitim okullarında (6 ay veya 1 yıl süreyle) derslere girmeli, böylece saha ile olan diyalogları kopmamış olur.

6. Eğitim fakültelerine alınan öğretmen adaylarında akademik başarının dışında, bedensel ve ruhsal sağlık, çocukları ve mesleği sevme, ifade ve telaffuz yeteneği ile ilgili alanlarda gerçek manada kontrolden geçmeli. Şekillenmemiş hamur halindeki, gözümüzün nuru, ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz evlatlarımızı emin ellere teslim etmemiz gerekir.

7. Eğitim fakültelerinde kontenjanlar düşürülmeli. Sınıflar 20'den fazla olmamalı. Ülkemizin geleceğini teslim edeceğimiz öğretmen adaylarını yakından tanıma ve onları iyi eğitme, bire bir etkileşim içinde olmak oldukça önemli. Ülkemizde 90'nın üzerinde eğitim fakültesi var. Şuanda tüm fakülteler dondurulsa, atanmayı bekleyen öğretmen adayları, bu atama sayıları ile 10-15 yılda ancak eritilebilir. Bu kadar gencin hayalleri ile oynamaya kimsenin hakkı yok. Bu aşamadan sonra başka mesleklere yönlenmeleri de oldukça zordur.

8. Öğretmenlik mesleğinin maddi ve manevi cazibesi arttırılmalı. "Bir şey olamıyorsa, bari öğretmen olsun" ifadesi çok üzücü bir ifade. Bütçeden MEB'na ayrılan pay oldukça arttı ve ilk sıraya yükseldi. Bu uygulama doğru. Ancak ödenekler; ders kitapları, sınıflar, internet, tablet vs gibi unsurlara harcanırken, temel unsur olan öğretmenin maaşına yansımıyor. 

9. Taban aylık ile brüt aylık problemi halledilerek, ek ders ücreti ve maaş kaybı sebebiyle emekli olmak istemeyen, ancak mesleğinde yeterli olmayan öğretmenlerin emekli olmalarının önü açılmalı. Böylece daha taze ve donanımlı öğretmen adayları için kontenjan açılmış olacaktır.

10. Değişik yüz kızartıcı veya daha başka eğitimle, ruhsal durumla ilgili soruşturma geçiren öğretmenlerin başka okullara kaydırma uygulamasından vazgeçilmelidir. Oradaki öğrenciler de bizim. Soruşturması süren öğretmenler, soruşturma sonuçlanana kadar ya açığa alınmalı, ya pasif görevlere çekilmeli.

(Devam edecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber