Eğitim-Sen'den Maarif Müfettişlerine ilişkin açıklama

Eğitim-Sen Başkanı Kamuran Karaca, maarif müfettişlerine ilişkin basın açıklaması yaptı. İşte detaylar...

Eğitim-Sen'den Maarif Müfettişlerine ilişkin açıklama
01 Haziran 2016 Çarşamba 13:05

Milli Eğitim Bakanlığı, maarif müfettişlerini görevden alarak yerine atama yapmayı planlıyor. Konuya ilişkin düzenleme bugün Meclis komisyonunda görüşülecek. 

Eğitim-Sen konuya ilişkin açıklamada bulundu. 'MEB, Maarif Müfettişlerini Tasfiye Girişiminden Derhal Vazgeçmelidir!' diyen Eğitim-Sen Başkanı Kamuran Karaca, basın açıklaması yaptı. Açıklamada:

"Milli Eğitim Bakanlığı, 2507 maarif müfettişini görevden alarak, yerlerine mülakatla atama yapmaya hazırlanıyor. Bu konuda düzenlenen yasa bugün TBMM Eğitim Komisyonu’nda görüşülecek. Bu haksızlığa ve hukuksuzluğa yönelik tepkimizi dile getirmek için bugün Genel Merkezimizde bir basın toplantısı düzenledik. Basın toplantısına Genel Başkanımız Kamuran Karaca, Genel Mali Sekreterimiz Mesut Fırat, Genel Eğitim Sekreterimiz Elif Çuhadar ve 4 maarif müfettişi katıldı. "ifadelerine yer verildi.

Eğitim-Sen Başkanı Kamuran Karaca’nın yaptığı basın açıklaması şu şekildedir:

"Türkiye’de bir süredir toplumun geniş kesimlerini doğrudan ilgilendiren konularda yapılan yasal düzenlemeler, iktidar tarafından “torba yasa” düzenlemeleri ile hayata geçirilmektedir. Son yıllarda yoğun bir şekilde uygulanan “torba yasa” yöntemi ile değişiklik yapılacak yasalar muhataplarına ve onların taleplerine göre değil, iktidarın siyasal ihtiyaçlarına göre düzenlenirken, eğitim sisteminin en temel kurum ve kuralları alt üst edilmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 652 sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile eğitimde denetim ve maarif müfettişleri ile ilgili köklü değişikliğe gidilmektedir.

Kanun tasarısı özellikle, personele ilişkin geçiş hükümleri başlığıyla oluşturulan geçici madde ile maarif müfettişi ve müfettiş yardımcılarını hiçbir işleme gerek kalmadan “eğitim uzmanı” kadrolarına atanmış saymaktadır. Düzenlemede, mesleğe yarışma ve yeterlik sınavıyla girenlerden denetçi, müfettiş ya da maarif müfettişi unvanını daha önce kazanmış olanların, bir kısmının (500) bakan onayı ile Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndaki Bakanlık maarif müfettişliği kadrosuna “mülakat yoluyla atanabilmesi” hüküm altına alınmaktadır. Başka bir ifade ile sınavla iş başına gelen maarif müfettişleri, mevcut kadro ve dereceleri ile alt bir göreve atamaları yapılarak, bir kez daha hukuksuz bir uygulama hayata geçirilmek istenmektedir.

Bakanlık Maarif Müfettişlerini Neden Hedef Seçmiştir?

Türkiye’de 81 ilde toplam 2507 maarif müfettişi görev yapmaktadır. Maarif müfettişleri mesleğe farklı tarihlerde farklı şekillerde alınmış olsa da, genel olarak belirli bir öğretmenlik kıdemine sahip en az dört yıllık fakülte mezunları arasından, yarışma sınavı, mülakat, hizmet içi eğitim, hizmet içi eğitim sonunda tekrar bir sınav, ardından üç yıllık müfettiş yardımcılığı ve nihayet yeterlilik sınavı ile alınmaktaydı.

Maarif müfettişleri hem laik, bilimsel, nitelikli eğitimin güvencesi hem de inceleme ve soruşturmalarda hakkaniyetin temsilcisi olmaları bakımından eğitim sisteminin sigortası niteliğindedir. MEB’in böylesine tehlikeli bir tasarrufta bulunmasının en önemli nedeni, maarif müfettişlerinin büyük çoğunluğunun karma ve laik eğitim yönünde tutum sergilemeleri, hukuk dışı talimatlar karşısında her zaman hukukun yanında saf tutmalarıdır. Maarif müfettişlerinin inceleme ve soruşturmalarda hakkaniyetli davranmaları, hukuk düzeninden yana tutum sergilemeleri, iktidarın istediği gibi tetikçilik yapmamaları sonucunda çözüm olarak tasfiye amaçlı böyle bir tasarı hazırlanmıştır.

Tasarı Kanunlaşırsa Neler Olacaktır?

Kuşkusuz Türkiye’de eğitimde denetim konusu hiçbir zaman gerçek anlamda rasyonel ve objektif olmamıştır. İktidara gelen her siyasi oluşum, hatta aynı partiden olmalarına rağmen bugüne kadar göreve gelen her bakan kendi kadrosunu oluşturma ve kendi neslini inşa etmek için denetim sistemini kendi anlayışına göre biçimlendirmek istemiştir.

Tasarının yasalaşması durumunda eğitim kurumlarının büyük kısmı yıllarca gerçek anlamda denetim göremeyecek, eğitim kurumlarında siyasi kadrolar eliyle keyfi tutum ve uygulamalar artacaktır. Ayrıca son dönemde belirgin bir şekilde artan usulsüzlük, yolsuzluk, çocuk istismarı gibi durumların belirgin bir şekilde artacağı ve çoğunun üzerinin örtüleceğini tahmin etmek zor değildir.

Ülkenin her yerinde okul öncesi eğitimin gelişmesi için üstün gayret gösteren müfettişlerin bakanlık tarafından sahadan çekilmesi, kaçak ve resmi olmayan (sıbyan mektepleri) okul öncesi kurumların, çeşitli kaçak eğitim kurumlarının hızla artmasına yol açacaktır.

Son yıllarda fiilen uygulanmaya başlanan okullarda karma eğitim uygulamasına adım adım son verme girişimleri hızlanacak, kız ve erkek öğrenciler ayrı katlarda, ayrı binalarda hatta ayrı kampüslerde öğrenim görecek, eğitimin dinselleşmesi süreci hızlanarak laik ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaşılacaktır.

Hiçbir yeterliliğe sahip olmayan, tamamen siyasi tercihlerle, kendisini atayanlara biat edecek, tetikçilik yapacak şahsiyetler maarif müfettişi yapılacak, iktidardan farklı düşünenlerin üzerinde baskı aracı olacaktır. Zorlu süreçlerden geçerek bu mesleğe kabul edilenler ise “eğitim uzmanı” kadrolarında tutularak tasfiye edilecek, kariyer ve liyakatleri yok sayılacaktır. MEB ve eğitim politikaları açısından son derece önemli olan inceleme ve soruşturma işleri bu konuda hiçbir uzmanlığı olmayan kişilerce taraflı olarak yapılacak, denetimlerde hukukilik ve objektiflik ilkesi ayaklar altına alınacak ve telafisi mümkün olmayan mağduriyetler ortaya çıkacaktır.

Nasıl Bir Yasal Düzenleme Yapılmalıdır?

Merkezde sadece Milli Eğitim Bakanı’ndan emir alan Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı oluşturulmalı ve tüm maarif müfettişleri Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı’na bağlanmalıdır. Bakanlık çalışma ofisinin dışında ülkenin çeşitli bölgelerinde maarif müfettişi çalışma ofisleri oluşturulmalı, her müfettişin bu ofislerde eşit süreli dönüşümlü çalışmaları sağlanmalıdır.

Eğitim denetçiliğinden gelenlerle, il eğitim denetmenliğinden gelip maarif müfettişi kadrosunda aynı işi yapanlar arasında denetmenler aleyhine olan ücret farklılığı giderilmelidir. Maarif müfettiş yardımcılarının mesleğe alımlarını gerçekleştiren Mülakat Komisyonu’nun bilimsel ölçütlere göre oluşturulması, mülakatta bilgiyi değil, davranış, görünüş, hitabet, ifade, tutum, karar verebilme, vb. tutumların ölçülüp değerlendirilmesine yönelik objektif ölçeklerin geliştirilerek değerlendirmenin buna göre yapılması gerekmektedir.

İçinde eğitim ve çocuk geçen (Kur’an kursu, yurt, belediyelere veya başka kurumlara ait rehabilitasyon merkezi, İSMEK, çeşitli bakanlıklara bağlı olarak faaliyet gösteren teknik eğitim, mesleki eğitim, eğitim kurumları ve diğer kurumlardaki AB eğitim teşvikleri, vb.) her türlü kurumun maarif müfettişleri tarafından denetlenmesinin önünün açılması gerekmektedir. Ayrıca, TCK çerçevesinde izinsiz eğitim-öğretim-barınma kurumu açanlara karşı yasal yaptırımlar uygulanmalıdır.

Müfettişlerin bilgi ve tecrübelerinin artırılması için mesleki toplantı, hizmet içi eğitim, yurt dışı eğitim, yüksek lisans, doktora vb. çalışmalarda özendirici ve hatta zorlayıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Maarif müfettişlerine verilen görevler nedeniyle yapılan/yapılacak yol ve harcırahlar peşin olarak ödenmelidir.

Eğitim Sistemini Alt Üst Edecek Bu Yanlıştan Dönülmelidir!

14 yılda 6 bakan değişikliği yaşanmasına rağmen 6’sının politikaları birbirine benzemediği halde, söz konusu bakanların tek ortak noktası MEB’de yaşanan siyasi kadrolaşma olmuş, bu durum MEB’in Türkiye’de en güvenilmez bakanlık haline gelmesini sağlamıştır. Eğitim sistemine yönelik olarak yapılmak istenen değişiklikler başta olmak üzere, bugüne kadar yapılan tüm atamalar, özellikle mülakat sınavlarının şaibeli yapılması, hemen hemen tüm atama ve terfilerde iktidara yakın kişilerin “seçildiği” yönünde kamuoyunda yaygın bir yargı oluşmuş durumdadır. Mahkemeler tarafından şube müdürleri ve okul müdürleri ile ilgili olarak verilen yargı kararlarının uygulanmamasında ya da usulen uygulanmasında ısrar edilmekte, bu anlamda tam bir keyfiyet uygulanmaktadır.

MEB’in eğitim müfettişliği kurumu gibi önemli bir kurumu açık açık tasfiye ederek, “emir-komuta zinciri” içinde çalışacak yeni bir sistem oluşturmak istemesi kabul edilemez. MEB, siyasal çıkarlar uğruna eğitim sistemi açısından yıllardır önemli bir işlev gören bakanlık müfettişliği kurumunu tasfiye etme girişimine derhal son vermeli, eğitim sistemini iktidarın siyasal hedeflerine göre değil, eğitim biliminin evrensel ilkelerine göre düzenlemelidir."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.