banner120
Yazıma başlık olarak seçtiğim söz Ebulfeyz Elçibey’e ait. İki gün önce on altıncı ölüm yıl dönümü ile anılan Azerbaycan eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, 1938 yılında Nahçıvan'ın Keleki kasabasında doğdu. Asıl adı, Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev olan Elçibey, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Elçibey, 1970'li yıllarda, eski SSCB topraklarına dahil olan Azerbaycan'ın bağımsızlığı için mücadele etmeye başladı. 1976 yılında Sovyetler'e karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı ve 1978 yılında şartlı olarak serbest bırakıldı.
Ebulfez Elçibey, 1988-1989 yıllarında Azerbaycan halkına bağımsızlık mücadelesi yolunda öncülük ederek, halkından büyük destek gördü. Elçibey, aktif siyasi hayatına 1989 yılında, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi'nin (AHCP) başına geçerek başladı.

Azerbaycan, SSCB'nin 1990'da dağılmasının ardından 18 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını resmen ilan etti. Ayaz Muttalibov'un kısa süren cumhurbaşkanlığının ardından, Ebulfez Elçibey 7 Haziran 1992'de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı oldu.

Hayatı boyunca, Türk dünyasının birleşmesi ve kardeşliği için mücadele eden Elçibey, bu yönde "Bütün Azerbaycan Yolunda" isimli bir kitap çıkardı. 22 Ağustos 2000'de tedavi gördüğü Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi'nde hayatını kaybetmişti. İki çocuk babasıydı.

     Kısaca Elçibey’i tanıdıktan sonra asıl konumuza geçebiliriz. Başlığımızda belirttiğimiz sözü ister Türk olarak alalım, ister Müslüman Türk olarak ele alalım, istersek sadece Müslüman olarak ele alalım sonuç değişmiyor. Buradaki Türk sözcüğü sadece bir ırkı anlatmıyor aynı zamanda Müslüman olmayı da içinde barındırıyor. Bu konu ile ilgili İsmet Özel’in Türklüğe yüklediği anlama bakmak faydalı olacaktır. Özellikle Balkanları ziyaret eden arkadaşlarımız şahit olmuşlardır ki orada Türk demek aynı zamanda Müslüman demektir. Bu açıklamayı tartışmalara yol açmamak adına yaptığımı belirtmek istiyorum.
 
    Özdeyişler, atasözleri, şiirler bizim sayfalarca anlatmak istediğimizi kısa ve özlü olarak anlatır. “Sen Türk olduğunu unutsan da düşmanın asla unutmaz.”

    Son günlerde yaşadıklarımıza baktığımızda o kadar açık, o kadar sarih bir durum ki bu durum. 15 Temmuzda FETÖ, hemen arkasından PKK, onun ardından Gaziantep ve DAEŞ. Sanki tahteravelli gibi biri iniyor diğeri kalkıyor ama asla boş bırakmıyor. Yeter ki Türkiye ayağa kalkmasın, güçlenmesin, örnek teşkil etmesin. Bazen hayatın akışına kaptırarak unutuyoruz daha önce yaşadıklarımızı ama onlar asla unutmuyorlar. Bize de üstad Necip Fazıl’ın “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın.” demek düşüyor. 

    Gaziantep deyince ayrı bir yazı yazacaktım ama yeri gelmişken buradan devam edeyim. Gaziantep, nüfusu 1,5 milyonu bulan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bir ilimiz. Gaziantep’i belki o bölgede ayrı kılan ise sağduyusu, çalışkanlığı, milletine, bayrağına, ülkesine olan bağlılığı. Bu cümleden elbette diğer iller böyle değilmiş gibi algılanmasın. Diğer illerimizde de her geçen gün bir kenetlenme söz konusu. Gaziantep demografik yapısı itibari ile kozmopolit bir şehir. Daha önce de bu şekilde idi ama en son Suriyelilerle birlikte çok daha çeşitlilik kazandı. Her şeyden önce Gaziantep rastgele seçilmiş bir şehir değil. Kürt, Türk, Arap kardeşliğin zirvede olduğu bir şehir. Seçilen grup ağırlıklı Kürt vatandaşların bir düğünü. Ölenlere Allah rahmet eylesin, yaralılara Allah acil şifalar ihsan etsin. Son günlerde en çok kullandığımız cümlelerden ama bütün bunları bir doğum sancısı olarak görmek istiyoruz inşallah. İki yüz yıldır yaşadığımız sıkıntılardan kurtuluş vesilesi olur inşallah.

Bugün ayrıca beş yüz yıl önce Yavuz Sultan Selim tarafından Suriye'nin Osmanlı topraklarına katıldığı tarih. Ve beş yüz yıl sonra torunlarının tekrar o topraklara Fırat Kalkanı harekatı ile çıkarma yaptığı tarih. Allah mehmetciklerimizin yar ve yardımcısı olsun. Dualarımız, tanklarımız toplarımızla vatanımızı böldürmemek için canını ortaya koyan asker kardeşlerimiz için.

Bugün bütün bir salonun ayakta alkışladığı ve bizlerin de ekran başında aynı duguları taşıdığımız Cumhurbaşkanımızın sözleri ile yazımı noktalamak istiyorum. “Tekraren ifade ediyorum, başaramayacaksınız. Milletimizi bölemeyeceksiniz, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, vatanımızı parçalayamayacaksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, ezanlarımızı susturamayacaksınız, bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz, bu halka boyunduruk vuramayacaksınız."    

Biraz daldan dala bir yazı oldu ama gündem çok yoğun o yüzden kısa kısa hepsine değineyim istedim. Allah her türden hainlere, bölücülere fırsat vermesin. Selam ve dua ile... Allah'a emanet olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gözüm 4 ay önce

Kalemine ve yüreğine sağlık.

Avatar
serkan 4 ay önce

Kaleminize ve yureginize saglik mudurum. Ummetci arkadasim sadece basligi okuyup yorum yazman pek hos olmamis. Yazinin tamamini okumani tavsiye ederim.

Avatar
Baba 3 ay önce

Ümmetci arkadaş,önyargılı olmak kötü birşey değilmi. Yazıda böyle bir ima dahi olmadığını görmen gerekirdi..

Avatar
fz 4 hafta önce

ümmetçi nikli arkadaş yazının sadece sondan 2.paragrafını bi daha oku ve boynunu bük ne bu TÜRK düşmanlığı.

Avatar
ümmetçi 4 ay önce

sen müslüman olduğunu unutsan da dmek istediniz herhalde. Biliyorsun ki moğllar da türk'tü bulgarlar da, macarlar da...

Avatar
Zübeyir Bulut 1 ay önce

Allah rahmet eylesin....

Avatar
Hafıza 1 hafta önce

İnandıklarımızı yazmalıyız. ya da yazdıklarımıza uygun yaşamalıyız. ayrıca Ümmetçi arkadaş Moğollar Türk değil.