Kültürel genlerimizde mazluma,masuma,fukaraya ve gurebaya şefkatli ve himayeci bir yaklaşım vardır.Hicret esnasında Efendimizin ensarı ve muhaciri birbirlerine kardeş ilanıyla ilk Müslümanların güvene ve huzura kavuştuğu görülür.Türklerin İslamlaşmasıyla birlikte yeni dinlerinin getirdiği tüm ahlaki değerleri içselleştirdiklerini ifade edebilirim.

Büyük Selçuklu sultanı Tuğrul Bey,Abbasi halifesini şii Büveyhoğullarının esaretinden kurtararak’’doğunun ve batının sultanı’’ünvanını almış ve Türklerin islam dünyasındaki itibarını zirveye taşımıştır.

‘’İslamın kılıcı’’ ünvanına yakışan biricik milletin Türkler olduğundan kimsenin şüphesi olmasın.Türkiye Selçukluları üzerlerine gelen haçlı sürülerine karşı durarak Anadolu halkının batı tarafından ezilmesine engel olmuşlardır.

Avrupa topraklarında İslamın sancaktarlığını üstlenen Osmanlı bu vazifesini layığıyla ifa etmiştir.Bünyesine kattığı gayrimüslimlere bir baba şefkatiyle yaklaşmış,onların kendi kültürlerini yaşamalarını teminat altına almıştır.Fatih Sultan Mehmed,İstanbul un fethinden sonra Ortodoks kilisesini kendine bağlamış ve onların hamisi olduğunu ilan etmiştir.Bu durumu siyasi mülahazalar ile  de açıklayabiliriz ama imparatorluk kurmanın kucaklayıcı bir ruh oluşturduğunu göz ardı etmemek gerek.Fransa kralı 1. Fransua nın Alman imparatoru Şarlken in elinden kurtarılması için Fransua nın annesinin Kanuni den yardım talebine Muhteşem Süleyman ın(batılıların tabiri) siyasi ve ekonomik kaygılarla beraber  bir mazluma el uzatmak anlayışıyla olumlu yanıt vermesini sadece sıradan bir tarihi olay olarak rafa kaldıramazsınız.
2.Bayezıd ın Güney ispanya da(Endülüs) Hristiyanlar tarafından katliama uğrayan müslümanlarla beraber Yahudileri kurtarmasını ve onları Osmanlı topraklarında İzmir ve Selanik gibi yerlere yerleştirme zerafetini göstermesini hangi politik veya mali çıkar ile açıklayabilirsiniz.
İsveç kralı Demirbaş Şarl(12) Rusların önünden kaçarak acaba hangi haleti ruhiye ile Osmanlıya sığınmıştır.

Macar kralı Tökeli İmre nin,Avusturya ya karşı mücadelesinde eşiyle birlikte Osmanlıya sığınıp 6 yılını bu topraklarda geçirmesinde Osmanlının hangi yönünü keşfetmek gerekir acaba…

Kendisine iltica eden Macar ve Polonyalı(leh) mültecilerini Avusturya ve Rusya nın tüm baskılarına karşın teslim etmeyen Sultan Abdülmecid  tarihe kayıt düşecek şekilde tüm cihana’’tacımı ve tahtımı veririm ama devletime sığınanları asla’’diye haykırırken bir devlet değerimizi ilan etmekteydi…

20. yüzyılın son çeyreğinde ine zalimlerin zulmünden dolayı terki diyar eylemek zorunda kalan mazlumlara yine sahip çıkan ve çıkacak olan yüce Türk devleti olacaktır.Çünkü dinimiz ve töremiz bunu gerektirir.

Allah ın inayetiyle aziz Türk milleti,tarihin kendisine yüklediği bu mükellefiyeti taşımayı azimle
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hakan 3 ay önce

Üstat, yazının başlığı bile tek başına anlayana büyük ders. kalemine sağlık. Mazluma yardımın, bir lütuf değil, bizim tarihi görevimiz olduğunu hatırlattın.

Avatar
Hatice Ersöz 3 ay önce

öğretmenim harika bir insansınız