banner120
"Bir gün ölüm adamın karşısına çıktı ve dedi:

- Bugün, senin son günün.

Adam dedi:

- Ama ben hazır değilim.

Ölüm dedi:

- Bugünkü listemde, senin ismin ilk sıradadır.

Adam dedi:

- Peki o zaman… gitmeden önce, gel oturalım beraber bir kahve içelim.

Ölüm dedi:

- Tabi ki.

Adam, ölüme kahve ikram etti. Ve onun kahvesine bir kaç uyku hapı attı...

Ölüm kahveyi içti ve derin bir uykuya daldı...

Adam, ölümün listesini aldı ve ismini ilk sıradan silip listenin sonuna koydu.

Ölüm uyandıktan sonra şöyle dedi:

- Sen, bugün bana çok şefkatli davrandın. Şefkatinin karşılığında işime listenin sonundan başlayacağım."

Hayatın belki de acımasız tek gerçeği ölüm. Acımasız ama bir o kadar da adaletli. Dünyada en adil şey ne diye sorulsa herhalde büyük bir çoğunluğumuz, “ölüm” diyecektir. Zengin-fakir, yaşlı-genç, bilgili-cahil, zenci-beyaz, ast-üst insanların tek ortak noktaları, gelmelerinde iradelerinin olmadığı bu dünyada, giderken de iradelerinin söz konusu olmadığı. Ne zaman, nerede, kaç yaşında? Bunların hepsi teferruat. Tek gerçek ölüm.

Amacım sizlere korku salmak değil. Sadece yüzleşmeye katkıda bulunmak. Bu yazıyı yazarken nedense hep Suriyeli çocuklar gözümün önünde. Sanki sadece o çocuklar ölüyor. Elbette değil. Suriye’de hayatını kaybeden çocuk sayısı açlıktan ölen çocukların yanında çok daha azdır muhakkak. Ama Ümran, Aylan bir sembol oldular çocuklara, bebeklere.

Bu gün Suriyeli çocuklara bir de Adana Aladağ’da yurt yangınında hayatını kaybeden yavrularımız eklendi. Yangın anını düşününce kalbimin kaldırmadığını hissediyorum. Daha öncede benzer şekilde yurtlarda ihmal sonucu yangınlar, bina çökmeleri olmuştu. Bu yangında da ihmal var mı? Elektrikten mi çıktı? Bir kıvılcım mı başlattı bilemiyorum. İncelemeler sonucu anlaşılacaktır. En son on iki yavrumuzu kaybettiğimiz bilgisi vardı. Eminim ki o çocuklar köylerinde okulu olmayan, durumu müsait olmayan ailelerin çocukları. Birkaç saat önce konuşsanız ne hayaller taşıyorlardı. Çok acı. Allah mekânlarını cennet etsin. Ailelerine sabırlar diliyorum.

Üç tane ölüm çeşidi ve üç tane ayrı hikaye. Suriye’de misket bombalarının altında can veren çocuklar, yaşlılar, gençler, anne-babalar. Adana Aladağ’da kız yurdunun yanması sonucu hayatını kaybeden kızlarımız ve o çok acı hikayeleri. Açlıktan ölenler ise insanlığın yüz karası başka bir sosyal konu, başka bir hikaye. Gazetelerin üçüncü sayfalarında ise çok daha farklı hikayeler.

“Ağızların tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayın.” Buyuruyor Peygamber efendimiz. Ağızların tadını kaçıran ölümü en çok da bu günlerde hatırlamamız gerekir diye düşünüyorum. Dilimize girmiş, “Halep orada ise arşın burada.” Deyiminde Halep orada kan ve revan içerisinde ama “arş”ın sahibinin halife olarak yarattıkları neredeler diyesi geliyor insanın.

Sonuç; unutmayalım ki, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan da sorumluyuz. Selam ve dua ile…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gözüm 1 hafta önce

Kadim dost yüreğine sağlık.

Avatar
Atakan 1 hafta önce

Müdürüm kalemine sağlık şu bir gerçekki hala ihmal ve gerçeklerden ders almıyoruz ölen çocuklarımıza çok yazık oldu Allah rahmet eylesin mekânı cennet olsun

Avatar
Akif 1 hafta önce

Kaleminize yüreğinize sağlık

Avatar
Murtaza Ulubey 1 hafta önce

Ölüm hak hayat boş doldurmak lazım

Avatar
İrfan 1 hafta önce

Ölüm mutlak gelecektir. Önemli olan niçin öldüğüdür. Rabbim ölümün de hayırlısımı versin

Avatar
Murat 1 hafta önce

Ölüm uzun soluklu bir ayrılış

Avatar
Mehmet ŞAHBALI 1 hafta önce

Müdürüm kalemine sağlık. Ölüm gerçeğinden tabiiki kacamayız. Allah Son nefesimizde imanla ölebilmeyi nasip etsin.

Avatar
Şaban yilmaz 1 hafta önce

Kalemine yuregine saglik mudurum