İstifa eden ÖSYM Başkanı kendini savundu

ÖSYM'nin sınav yerleştirme ve puan hesaplama işlemleri sırasında yaptığı büyük yanlışlıkların ardından ÖSYM Başkanı istifa etmişti. Eski ÖSYM Başkanı ilk defa konuştu ve kendini savundu.

İstifa eden ÖSYM Başkanı kendini savundu
27 Ağustos 2017 Pazar 12:43

Eski ÖSYM Başkanı Ömer Demir istifa ettikten sonra ilk defa konuştu.

ÖSYM son yıllarda kopya skandalları, yanlış sorular ve puan hatalarıyla anılıyor. Bu seneki sınavda da yanlış hesaplama yapıldı. Düzeltme için yapılan güncellemeden sonra 1110 adayın kazandığı bölüm değişti, daha önce bir programa yerleşen 1499 öğrenci ise açıkta kaldı. Yani üniversiteyi kazanan tam 1499 öğrenciye “Pardon, kazanamadınız” denildi.

Eleştirilerin hedefinde olan ÖSYM Başkanı Ömer Demir istifa ettiğini açıkladı. Ömer Demir istifasının ardından Habertürk’ten Kübra Par’a konuştu. Demir’in hatalı soruların az olduğunu ve denetim konusunda da “Bir hoca sınıfta yanlış bir şey anlatınca bunun denetimi yapılıyor mu?” sözleriyle kendisini savunması dikkat çekti. 

İşte Ömer Demir’in röportajından dikkat çeken bölümler:

- Soruları açıklamazsanız yanlış soruların denetimi nasıl olacak?

Bir hoca sınıfta yanlış bir şey anlatınca bunun denetimi yapılıyor mu?

- 2015 KPSS’de 12 hatalı sordu vardı.

O sene 1300 soru soruldu.

- Ama 12 soru birilerinin kaderini etkileyecek rakam değil midir?

1300 sorudan 12 soruyu çıkarın, geriye kalan rakam takdir edilecek kadardır.

- Üniversite okuyan kaç çocuğunuz var?

Üç çocuğum da üniversiteyi bitirdi.

- Dershaneye gittiler mi?

Gittiler.

- Peki ÖSYM Başkanı’nın dahi üniversite sınavını kazanmaları için çocuklarını dershaneye göndermek zorunda hissetmesi bir sorun olduğunu göstermiyor mu?

Çok hızlı gelişen genç nüfusumuz var. Pozisyonlarımız az ama talep eden çok, herkes sınıf atlamak istiyor. Ama ekonomimizin ve toplumsal gelişmişliğimizin düzeyi bunu karşılamaya yetmiyor. Yarın bir gün yaş-eğitim ilişkisi öyle bir dönüşür ki, bütün herkes aranır hale gelir; şimdi aynı eğitimi görüp istenmeyen kişiler yarın kapışılır. Bunu bir bütün olarak görmek gerekiyor. Başka ülkelerde hoca sınıfa gelip soru kâğıtlarını dağıtıyor ve araştırma görevlisine, “Hemen dışarı çıkalım, içeride durursak adaylar onları gözetlediğimizi düşünür, ayıp olur” diyor. Böyle bir sınavı Türkiye’de yapabilir misiniz? Bu bir sistemdir, kültürdür. Öğretmenler, “Benim öğrencim diğerinin önüne geçsin” diye çırpınıyor. Senin öğrencinin öteki öğrenciden farkı nedir? Sınav sorusu hazırlamada, sınav yapmada, merkezi sınav oluşturmada bir kültürün içinden geliyoruz. Onları yok sayıp, “Bir sistem üreteceğiz” diyemeyiz.

- Bürokrasiye geçiş hikâyenizi merak ediyorum.

2003 yılında üniversitede öğretim üyesiydim. Daha önce bizim rektörlüğümüzü yapan Beşir Atalay o zaman Devlet Bakanı’ydı. “İstatistik Kurumu’nda çalışır mısın?” diye bana sorunca, İstatistik Kurumu başkanı olarak göreve geldim. Ardından YÖK’e geçtim. İki buçuk yıldır da ÖSYM’deydim.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber