banner120
Öne Çıkanlar ata aöf resmi gazete branş sıralama 28 ekim 2016 meb

Başbakan'ın bir günlük öğretmenlik anısı dinleyenleri gülümsetti

Başbakan Binali Yıldırım, Erzincan'da düzenlenen yeni eğitim-öğretim yılı açılış töreninde konuştu. Törende eşi Semiha Hanım'ın da öğretmen olduğunu kaydeden Yıldırım, paylaştığı bir anısıyla dinleyenleri gülümsetti.

Başbakan'ın bir günlük öğretmenlik anısı dinleyenleri gülümsetti
Başbakan Yıldırım, kız öğrencilerde okullaşma oranının yüzde 97'e çıktığını belirterek, "Türk gençliğinin neleri yapmaya muktedir olduğu 15 Temmuz’da görüldü. Eğitime yatırım yapmaya devam ediyoruz. Okullaşma oranı artıyor. Kız öğrencilerde okullaşma oranı yüzde 97’e çıktı.  4+4+4 sistemi devreye girdi, eğitimde 4 4’lük dönem başladı. Mevcut 352 bin dersliğin üzerine 250 bin yeni derslik daha yaparak sisteme aldık. Öğrenci başına düşen öğrenci sayısı 15 yıl öncesine göre yüzde 100 azaldı. 60 öğrenciye ders veriyorsa bu 30 öğrenciye düştü. Bilişim Türkiye’nin geleceğim. 30 binden fazla bilişim ve teknoloji sınıfları kuruldu. Okular akıllı tahtayla donatıldı. Artık tebeşir yok. Artık astım oldum, hasta oldum, okula gidemiyorum yok. Tahta akıllı, öğrenciler de daha akıllı" şeklinde konuştu.

Öğretmenlere seslenen Yıldırım, "Sevgili öğretmenler, bu ülkede maalesef FETÖ terör örgütü mensupları bir çok kuruluşa sızıp devleti yıkma çalışmalarını acımasız şekilde sürdürdüler. Ne FETÖ’cü ne de bölücü akımlara hizmet eden meslektaşlarınıza asla aranızda müsamaha göstermeyin. Onları aranızda yaşatmayın. Ne diyor Atatürk, yeni nesil sizlerin eseri olacak. Kime söylüyor, sizlere, öğretmenlere söylüyor. Boşuna atalarımız dememiş, ağaç yaşken eğilir. Çocuklarımızı milletini, bayrağını, devletini seven birer genç olarak yetiştirmek sizin boynunuzun borcudur. Sizlerle gurur duyuyoruz" dedi.

Eşi Semiha Hanım'ın da öğretmen olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, konuşmasına şu şekilde devam etti;

"Öğretmenlik çok mukaddes bir görevdir, zor bir görevdir. Yine bir tecrübeyle size anlatayım bunu. Semiha Hanım, benim eşim de bir ilkokul öğretmeni. O öğretmenlik yaparken böyle uzun resim defterleri gibi defterler vardı, karınca gibi yazılar yazardı. Planlar falan yazıyorlar. Durmadan gündüz okulda, akşam da orda hababam onları yazıp dolduruyordu. Bazen de başa çıkamıyordu bana diyordu 'Sen de yaz biraz' diye. Ben de yardım ettim o zaman. Bir gün hasta oldu, okula gidemedi. Hastalığına rağmen illa 'Okula gideceğim' dedi. Ayağa kalkamıyorsun nasıl gideceksin? Gidemezsin, ben gideyim dedim okuluna. Ben de o zaman teknik üniversitede okuyorum. Okuluna gittim. Birinci sınıfları okutuyor. Sınıfını sordum, girdim içeri. Girer girmez  bir de ne göreyim, bir gürültü, uğultu, masaların üzerinden atlayanlar, bir bağırdım, iki bağırdım, duyan yok. Hiç kimse bizi takmıyor.Canım sıkıldı. Çocuğun birini tuttum böyle, havaya kaldırdım. Çıt çıkmadı bir anda. Oturdular yerlerine, o yavruyu da oturttum yerine. Dersi zor bela bitirdik. Müdür Bey, 'teşekkür ederiz, boş geçse daha iyi dersler' dedi. Beni erkenden yolcu etti. Yani ders vermek öyle kolay iş değil. Pedagoji eğitimi almak lazım, çocukların psikolojisini bilmek lazım sabır lazım .En büyük iş sabretmek. Onun için Öğretmenlik mesleğinin ne kadar ulvi bir meslek olduğunu biliyorum. Tecrübeyle sabittir."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.