Bir Öğretmenler Günü Yazısı


İlhan Eranıl

İlhan Eranıl

23 Kasım 2017, 22:29

İlk olarak ablamın yanına gittiğimi hatırlıyorum. O gitmelerin, o merakın aslında benim hayatımı çepeçevre kuşatacağını nereden bilebilirdim. 

Bizim zamanımızda eğik yazı güzel yazı olarak bilinirdi. Önce düz çizgiler çizdik sonra eğik çizgiler, ardından okumasını öğrendiğimiz harflerin yazımını da öğrendik. 

İlkokul yıllarımı siyah beyaz hatırlıyorum. Belki o döneme ait fotoğraflar siyah beyaz olduğu için, belki hayatımız siyah beyazdı bilemiyorum. 

İlkokulda tahtayı göremiyordum, belki matematik dersimin bir ömür iyi olmaması tahtayı görmememden kaynaklı idi. 

Öğretmenimiz Türker Kayalar’ın ellerinden milyonlarca kez öpüyorum. 

Köyde kolej eğitimi aldığımızı söyleyebilirim. Arkadaşlarımın ismini tek tek yazmak isterdim. Belki birini atlarım endişesi ile yazamıyorum ama ne güzel bir arkadaşlıktı o. 

İlkokul birinci sınıfta 23 Nisan şiirini soğuktan titrediğim için okuyamadığım anı hatırlıyorum. Bir öğretmen öperek indirmişti kürsüden. O şiir aslında hayatımda en çok sevdiğim şeylerden biri olan şiir okumayı sevdirmişti bana.

Yine bayramlardaki deve güreşlerini, çuval yarışlarını, yumurta taşıma yarışmaları ne güzeldi. Sek sek oynadığımız günleri hatırlıyorum. 

İlkokul üç veya dörtte spor kolu başkanı olmuştum. Para toplayıp Ankara’ya gelen rahmetli anneme top getirtmiştim. O topu gözümüz gibi koruyorduk. 

Bir piyes oynamış ben jandarma komutanı olmuştum. Elimde plastik bir tüfek. Asker kıyafeti bulmak için az uğraşmamıştık hani. 

İlkokul dörtte kırtasiye malzemeleri ve kitaplarımı almak için ilk kez 10 kilometre mesafedeki ilçemize tek başıma gitmiştim. Dönüşte yürüyerek gelmiştim araç bulamadığım için. Sanki o yürüyüşte kaderim olmuştu. Sonra yedi yıl boyunca hafta sonları yine araç bulamadığım için çok kez tek başıma yürüdüğümü hatırlıyorum. 

Elektrikler yoktu. Gaz lambası ışığında ders yaptım ilkokul boyunca. Kar yağardı boyumuzca. O kızak kaymalar yok muydu tir tir titrediğimiz halde vazgeçemediğimiz. Kar üzerinde futbol maçı yapmalar. Bir gözümüz babamızda korkudan. 

Hoca mektepleri olurdu on beş tatillerde. Namaz sureleri diye halk arasında bilinen Elemtere ve aşağısını öğrenirdik. Mustafa hocamızın da elini milyonlarca kez öpsek yine az gelir. 

Bir elimizde çantamız bir elimizde odunla giderdik okula. Okul yolu ayrı bir güzellikti bizim için. Bazen kavga ettiğimiz bazen gırgır şamata yaptığımız çamurlu, tozlu, topraklı ve yılın büyük bir kısmı karlı yollar. 

Karne almak başka bir heyecandı. Hepsi pekiyi mi diye meraktan uyuyamadığımız karneler. 

Bir katlı, iki derslikten oluşan bir okulumuz vardı. Ne büyük gelirdi gözümüze. Bilmiyorduk ki oradan başka hayat. Her şeyimiz ormanın içindeki köyümüz, evimiz ve okulumuz. 

Şimdi düşünüyorum da biz mi şanslıyız şimdi bir eli yağda bir eli balda çocuklarımız ve gençlerimiz mi diye. 

Biliyor musunuz hiç şikayetçi olmadım böyle zor ve çetin bir hayattan. 

Ben aslında öğretmenlikten, kutsallıktan, öneminden bahseden bir yazı yazacaktım. Parmaklarım bu satırları ortaya koydu. 

Bir anda beni otuz beş yıl geriye götürdü. Mesleğimin satırbaşlarını bulduğum geriye. Yazı, öğretmenlikten çok öğrenciliğe vurgu yaptı ama ne yapayım öğrenci olunmadan da öğretmen olunmuyor. 

Kim bilir benim bu yaşadıklarım gözünün önünden film şeridi gibi geçen nice arkadaşım vardır. Köy, yokluk, kar, çamur ama bir o kadar mutluluk. 

Düşünüyorum da pişman mıyım yaptığım meslekten. Kalbimi yokluyorum. Belki daha çok ilgilenmem gerekirken ilgilenemediğim öğrencilerim olmuşsa onun bir üzüntüsü olabilir ama onun dışında çok sevmişim ben bu mesleği. 

Önümde çok örnek aldığım öğretmenlerim oldu. Hiç örnek almadıklarım da. 

Bu meslek cidden sadece parası pulu için yapılacak bir meslek değil. Yüreğinizde vatan aşkı, çocuk sevgisi, gelecek inşası varsa gerisi teferruat. 

Başta Cumhuriyetimizin ilk eğitmenlerinden olan dedem Hasan öğretmen, ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimize, Necmettin ve Aybüke kardeşlerime, tüm şehitlerimize ve şehit öğretmenlerimize Allahtan rahmet dilerim. 

Milli Eğitime 46 yıl hizmet etmiş kayınbabam Fayık Kutlu, Şükrü Dayım ve üzerimde emeği olan tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. 

Çocuklarımın annesi, hayat arkadaşım, meslektaşım hamfendi ve görevi başındaki tüm meslektaşlarımın Öğretmenler Gününü kutluyorum...
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hafize gül şenbülbül - 3 hafta önce
Bir öğretmen öğrenciliği bu kadar güzel anlatabilir, maşAllah dayıma öpüyorum ellerinden
Avatar
Yusuf İpekli - 3 hafta önce
Tüylerim diken diken oldu.
Hikâyeniz hikâyemiz gibi.
Üstelik tatlı bir üslupla ele aldığınız konu için binlerce kez teşekkür ediyor, öğretmenler gününüzü kutluyorum.
Avatar
Gözüm - 3 hafta önce
Güzel bir nostalji yaşadık. Yüreğine değerli kardeşim.
Avatar
Nesim ERKINAY - 3 hafta önce
Samimi, doğal ve içten. Biz de sizin öğretmenler gününüzü kutluyoruz sayın hocam
Avatar
Mustafa - 3 hafta önce
Yureginize sağlık. Sizin de gunünüz kutlu olsun...
Avatar
Akif - 3 hafta önce
Harika biryazı olmuş. Çocukluğuma gittim
Avatar
Tahsin - 3 hafta önce
Eline kalemine sağlık İlhan Hocam ... Bizi çocukluğumuza köyümüze götürdün. Şunu söylemeliyim ki biz daha şanslıydık.. Benim oğum , döneminde Ankaranın en iyi okulu TED kolejin de okudu.. ben ise köyde Samsun terme nin bir köyünde.. Kendimi daha şanslı hissediyorum

Guncel Son Dakika Kamu, Memur Haber